Yavru kedinize sağlıklı gelişiminde nasıl destek olabilirsiniz?

Yavru kediler, sütten kesildiklerinde onları dış etkenlere karşı koruyan bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmemiştir. Büyüme döneminde başa çıkmak zorunda oldukları mücadelelerden dolayı, yetişkin kedilere oranla daha farklı besinsel ihtiyaçları vardır. Sağlıklı büyüme ve gelişimleri için daha fazla enerji, protein, vitaminler ve minerallere gereksinim duymaktadırlar. Örneğin sağlıklı beyin ve göz gelişimi için Omega-3 yağ asitleri önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, yavru kedinizin doğru mama ile beslenmesi son derece önemlidir. Yalnızca özel olarak yavru kediler için kaliteli içeriklerle hazırlanan bir mama, ona sağlıklı büyüme ve gelişimi için ihtiyacı olan tüm besinsel ihtiyaçları sunacaktır.

PRO PLAN Junior Yavru Kedinize İhtiyaç Duyduğu Optimum Beslenmeyi Sağlar


OPTISTART® içeriğiyle özel olarak formüle edilmiş PRO PLAN® Junior, bağırsak florasını dengeleyen ve bağırsak savunmasını güçlendiren sütten gelen kolostrum içeriği sayesinde yavru kedilerin bağırsak sağlığını güçlendirdiği ve sindirim sistemi hassasiyet riskini azalttığı ispatlanmış formülasyondur. Bağışıklık açığının kapatılmasına yardımcı olan OPTISTART® gebelik döneminden itibaren yavru kediler anne sütünden kesilene kadar, annelerinden gelen antikorlar sayesinde vücut savunmasını gerçekleştirebilirler. Doğumdan sonraki ilk günlerde, kolostrumdan gelen antikorlar yeni doğan kedinin sistemik dolaşımına ulaşır ve doğal bağışıklık sağlar. Anne sütünden kesildikten sonra, bu antikor düzeyleri düşer ve kedinin kendi bağışıklık sistemi tam anlamıyla olgunlaşana kadar koruma düzeylerinde bir açıklık olur. Bağışıklıktaki bu açıklık yavru kedi 5 aylık olana kadar devam eder ve bu da, mevcut dönemde kedinin tam olarak korunamadığı anlamına gelir. Ona bu geçiş döneminde yardımcı olabilmek için PURINA beslenme uzmanları ve veteriner hekimleri PRO PLAN JUNIOR OPTISTART’ı geliştirmişlerdir. PRO PLAN® Junior, esansiyel besleyicilerden olan DHA içeriği sayesinde sağlıklı beyin ve göz gelişiminin desteklenmesine yardımcı olurken, antikor yönünden zengin kolostrum (anne sütü) içeriği sayesinde daha güçlü ve daha hızlı bir bağışıklık yanıtının şekillenmesine olanak sağlar, dengelenmiş mineral ve yüksek protein oranı (%40) sayesinde sağlıklı kemik ve kas gelişimini destekler. Şimdi PRO PLAN® Junior tek öğünlük yaş kedi maması ile de kedinize olağanüstü beslenmeyi sunarken, muhteşem lezzet ile onu şımartabilirsiniz.

Kısırlaştırmanın Faydaları Nelerdir?


Kısırlaştırmanın kediler üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. İstenmeyen yavrulamanın önüne geçilmesi, idrarla işaretlemenin azaltılması, aşırı miyavlama ve sürtünme gibi davranışların en aza indirgenmesi ve bazı hastalıkların engellenmesi bunlar arasında sayılabilir.

Fiziksel Faydaları

Dişi kedilerin kısırlaştırılması kanser, piyometra, polikistik ovaryum ve metrit gibi yumurtalık ve rahim ile ilişkili bazı hastalık risklerinin azaltılmasını sağlar.
Erkek kedilerde kısırlaştırma, testis kanserleri ve testosteron hormonu ile ilişkili hastalıkların oluşma riskini azaltır.
Hem erkek, hem de dişi kedilerde genetik kalıtsal hastalıkların yayılmasını engeller.
Erkek kedilerde bölge belirlemede rol oynayan, idrarla işaretleme ve diğer kedilerle kavga etme gibi istenmeyen davranışların azalması sağlanır.
Dişi kedilerde de kısırlaştırma erkek kedilerin peşinden gitme, aşırı sevgi isteme eğilimi ve agresyon gibi davranışların azalmasını sağlar.

Davranışsal Faydaları

Kısırlaştırma östrojen, progesteron ve testosteron gibi cinsiyet hormonlarının vücuttaki üretiminin azalmasına
neden olur. Her ne kadar hala vücutta bir miktar varlıklarını sürdürseler de, miktarları ve etkileri bir hayli düşer. Bu durum da davranışlar üzerinde bir takım pozitif etkiler yaratır;
Erkek kedilerde bölge belirlemede rol oynayan, idrarla işaretleme ve diğer kedilerle kavga etme gibi istenmeyen davranışların azalması sağlanır.
Dişi kedilerde de kısırlaştırma erkek kedilerin peşinden gitme, aşırı sevgi isteme eğilimi ve agresyon gibi davranışların azalmasını sağlar.

Ne zaman kısırlaştırmalıyım?

Kısırlaştırma için en doğru zaman Veteriner Hekiminiz tarafından size tavsiye edilecektir. Ancak genellikle seksüel olgunluğa gelmeden önce, 6 aylık yaş dönemi tercih edilebilmektedir.

Kısırlaştırılmış kedilerin özel besin ihtiyaçları

Kısırlaştırılmış kedilerin günlük enerji ihtiyaçları %23-44 oranında azalır. Buna karşın açlık hissiyatları artar. Bu durum onlarda kilo alma yatkınlığına sebep olabilir. Yüksek protein seviyesi içeren bir diyet ile beslenme, kısırlaştırılmış kedilerin ideal vücut kondisyonunu korumasını destekler.
Kedilerin Alt Üriner Sistem Hastalığı (FLUTH)’na yakalanma olasılıkları artabilir. Bu nedenle dikkatli ve profesyonelce hazırlanmış bir diyete ihtiyaç duyarlar.
Kısırlaştırma operasyonu geçirmiş kedinizin yüksek kaliteli içeriklerle hazırlanmış diyetle beslenmesi, iyileşmenin etkin bir şekilde sağlanabilmesi için de önemlidir.

Bilmenizde fayda var

Kısırlaştırmayla birlikte kilo alımına daha yatkın hale gelecek olan kedinizin yüksek kalorili diyetten, kilo alım riskine karşın daha düşük kalorili bir diyete geçmesi gerekir. Bu durum enerji ihtiyaçlarının azalması, iştahının artması ve metabolizma hızının yavaşlaması ile ilişkilidir. Tüm bu değişimler cinsiyet hormonlarının vücuttaki üretiminin ve salgılanmasının azalmasına bağlı olarak gelişmektedir.

PRO PLAN STERILISED

Kısırlaştırılmış kedinizin daha uzun ve sağlıklı yaşamasına nasıl yardımcı olur?


Kedilerde idrar taşları oluşumu riskini azaltan özel dengelenmiş formülasyonu sayesinde, özellikle alt üriner sistem enfeksiyonlarına daha yatkın olan kısırlaştırılmış kedilerde idrar yolu sağlığının sürdürülmesini destekler.

Özel mineral içeriği ile kaplanmış kıtır mama taneleri sayesinde, dişlerde plak ve tartar birikimini %40 azaltır.

Kedilerde deri ve tüy kalitesinin korunması


PRO PLAN® Derma Plus, gerçek somon etinden zengin içeriğiyle sağlıklı deri ve güzel tüylerin korunmasında etkinliği ispatlanmış patentli çözüm sunmaktadır. Evde bakılan kedilerde en çok karşılaşılan problemlerin başında gelen tüy yumağı oluşumunu da kontrol altına alarak, güvenli bir şekilde sindirim kanalından uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Bilimsel bir şekilde düzenlenen formülasyon, içeriğindeki özel diyet lifi sayesinde sindirim kanalındaki tüyleri yakalar ve mideden bağırsaklara geçişine yardımcı olur. Böylece tüyler dışkı aracılığı ile vücuttan sorunsuz bir şekilde uzaklaştırılmış olur.

Yüksek kaliteli içeriği ve sağlıklı deri ve tüy kalitesini desteklediği bilinen Omega 3 ve 6 yağ asitleri ve diğer esansiyel besleyiciler sayesinde ipeksi ve parlak tüyler sağlarken, vitamin ve minerallerin besleyici karışımı sayesinde aşırı tüy dökülmesinin kısıtlandırılmasına yardımcı olan PRO PLAN Derma Plus, en zor beğenen kedileri bile memnun edebilecek yüksek lezzete sahiptir.

Hassas deri ve tüy yapısına sahip köpeklerde beslenme


Purina Veteriner Hekimleri ve beslenme uzmanları tarafından formüle edilmiş PRO PLAN® OPTIDERMA, içeriğindeki özenle seçilmiş kaliteli besinler sayesinde, hassas deriye sahip köpeklerin deri ve tüy sağlığını desteklemeye yardımcı olur. OPTIDERMA, gıda duyarlılığı ile ilişkili olası cilt reaksiyonlarını azaltmak ve köpeğinizin sağlıklı deri ve parlak tüylere sahip olması için sınırlandırılmış protein kaynakları içerir. PRO PLAN® OPTIDERMA somonlu içeriğiyle Small ve Mini ırk, Medium ırk ve 7 yaş üzeri her boyuttaki köpek ırkı için lezzetli alternatifler sunar.

Efektif ve sağlıklı kilo kaybı için dikkat edilmesi gerekenler

Günümüzde obezite sadece insanlarda değil, evcil hayvanlarda da önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Genel olarak vücut yağ kütlesinin aşırı artması olarak tanımlanan obezite, gereğinden fazla gıda tüketimi ve yetersiz fiziksel aktivite kaynaklı bir beslenme hastalığıdır. Dolayısıyla bu durumu, kilo almaya eğimli yetişkin kedi ve köpekler için özel olarak formüle edilmiş ürünlerin tüketilmesi ile kontrol altına almak mümkündür.

Hareketsiz kediler için optimum formülasyon


Fazla kilolu ve kilo almaya eğilimli yetişkin kediler için geliştirilmiş PRO PLAN® Light Kedi maması, yetişkin kedi mamalarına kıyasla %40’a varan oranda azaltılmış yağ oranına sahip OPTI-LIGHT® teknolojisi ile desteklenmiştir. OPTI-LIGHT®, kolaylıkla sindirilebilen gerçek hindi etini de kapsayan yüksek kaliteli içerikler sayesinde en zor beğenen kedileri bile memnun edebilecek yüksek lezzete sahiptir. Aynı zamanda deri sağlığını ve kıl yapısının güçlenmesini de destekleyen Omega 3 ve 6 yağ asitleri sayesinde ipeksi ve parlak tüylere kavuşmasını sağlar. Hareketsiz ve fazla kilolu kediler için geliştirilmiş PRO PLAN® Light Kedi maması, yüksek protein düzeyi ve arttırılmış lif içeriği sayesinde kilo kaybına ve vücut kondisyonunun sürdürülmesine yardımcı olur.

Kısırlaştırılmış ve kilo problemi yaşayan köpekler için çözümler


Purina Veteriner Hekimleri ve beslenme uzmanları tarafından formüle edilmiş PRO PLAN® OPTIWEIGHT® ile kilo artık köpekler için de problem olmaktan çıkıyor. Aşırı kilo, köpeğinizin kalbine gereksiz yere yüklenmeye neden olur ve eklemler üzerine de ek mekanik baskı uygular. Bu besin programı, içeriğindeki etkili şekilde kilo vermeye yardımcı özel protein ve yağ oranlarının yanı sıra kalp fonksiyonlarını ve sağlıklı eklemleri destekleyen, özenle seçilmiş besinlerle özel olarak geliştirilmiştir. Kısırlaştırılmış köpeğinizin sağlıklı beslenmesinde güvenle kullanabileceğiniz PRO PLAN® OPTIWEIGHT® yüksek protein, düşük yağ ve uygun lif seviyeleri sayesinde sağlıklı kilo kaybı ve kilo kontrolü için etkili olduğu kanıtlanmış bir formüldür. OPTIWEIGHT teknolojisi köpeğinizin iştahını daha iyi kontrol ederken, kas kütlesinin korunması ve sağlıklı eklemlerin desteklenmesine yardımcı olur.

PRO PLAN ile OPTINUTRITION formülasyonları

Sağlıklı ve dengeli, beslenmeyi seveceği lezzet ile keşfedin!

Kedilerin Karekteristik Özellikleri

Merak

Kediler son derece meraklıdırlar. Ne olduğunu keşfetmek için her türlü şeyin içine girip tırmanmaya çalışırlar. Söz konusu şey, çöp tenekesi, kapağı açık bırakılmış klozet yada üzerine basılabilecek bir poşet olduğunda tehlikeli durumlara yol açabilir.

Mırlama

Kedilerin en belirgin özelliklerinden biridir mırlamak. Özellikle çok sakin, huzurlu ve mutlu olduklarında mırlarlar.

Ovalama

Patilerini ovalama hareketi yavru kedinin annesini emdiği sırada içgüdüsel olarak yaptığı ilk harekettir. Bu hareket ön patilerini sırayla annesinin karnına bastırmaktan ileri gelir. Bir çok kedi erişkin yaşına geldiğinde bile bu hareketi yapar. Genelde memnuniyet ve sevgi işaretidir.

Pati Bilemek

Sık karşılaşılan bir yanlış anlama da kedilerin tırnaklarını keskinleştirmek için tırmaladığıdır. Oysa gerçek, gerilme ihtiyaçlarını gidermek ve patilerini temizlemektir. Diğer bir sebebi de bölgelerini işaretlemektir. Bunu parmak arasındaki bezlerde salınan koku ile yaparlar. Eğer tırmalaması için uygun bir alan veya tırmalama oyuncağı varsa, mobilyalarınızı rahat bırakacaktır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerin Eğitimi ve Davranışları

Tuvalet Eğitimi

Tuvalet eğitimi hem sizin için hem de yavru kediniz için kolay olacaktır. Kedilerde tuvaletini örtme ihtiyacı içgüdüsel olarak gelişir. Her zaman tuvalet kabının temiz tutulması ve kabın kolayca ulaşılabilir, sessiz, sakin bir köşede olmasına dikkat edin. Yavru kediniz ilk uyandığında ve yemeğini yedikten hemen sonra onu kum kabına koyun ve işini görünce onu sevgiyle övün. Kediniz kumu dışında bir yeri kullanıyorsa, bunu sebebi, kabın kirli olması, kumun markasının değişmiş olması Ya da kum kabının uygun bir yerde olmamasından kaynaklanır. Bunları düzeltmenize rağmen halen sorun devam ediyorsa mutlaka veteriner hekiminize danışın. Evdeki degişiklikler kedinizi olumsuz yönde etkiler. Eve yeni dahil olan bebek, misafir, eşyaların değişmesi vb. nedeniyle de aynı sorun yaşanabilir. Sorun devam ediyorsa mutlaka veteriner hekiminize danışın.

Gece Yarısı

Kediler gündüzleri uyuyup, gece avlandıkları için akşamları sizi rahatsız edebilir. Bu davranışını fazla enerjisini harcayarak değiştirebilirsiniz. Ayrıca günün son öğününü erken saatlerde vermek de etkili olabilir. Sizi uykunuzdan uyandırırsa kesinlikle yemek vermeyin. Aksi takdirde bu davranışını ödüllendirmiş olursunuz.

Konuşmak

Kediniz yalnız, sinirli yada sıkkınsa sizin ilginizi çekmek amacıyla sizinle konuşacaktır. Bağırışlarına sizde onun adını söyleyerek ve sevgiyle karşılık verin. Ancak bu davranışı çok uzatmayın. Aksi takdirde siz evde yokken de komşularınızla konuşmaya çalışabilir. Siz evde yokken konuşuyorsa, dışarı çıkarken kendini yalnız hissetmemesi için radyoyu açık bırakın. Eğlenceli oyuncaklarda işe yarayacaktır.

İstenmeyen Davranışlar

Emmek, siz farkında olmadan desteklediğiniz bir alışkanlığa dönüşebilir. Parmağınızı emmesine yada tırmalamasına izin vermeyin. Siz izin verdikçe bunun yasak olmadığını öğretiyor olacaksınız. Bu gibi durumlarda elinizi sakince çekin ve eliniz yerine ona bir oyuncak verin. Onu Birkaç dakika yalnız bırakın. Sakinleşince, yine bir oyuncak yardımıyla onunla oynamaya başlayın. Eğer elinizi tutmaya devam ederse katı bir ses tonuyla “hayır” deyin. Bir kaç sefer sonrasında ne demek istediğinizi anlayacaktır. Kedinize asla vurmayın veya onu suyla korkutmayın. Bunlar sizinle kurduğu bağı zedeleyebilir. Kedinize verdiğiniz tepki onun alışkanlıklarını hayatı boyunca etkileyecektir. Kedinizin de duyguları olduğunu unutmayın. Sizden gelecek ilgi ve sevgiyi hak ediyor. Bazı davranışlar kediniz sadece oynamak istediği, sıkıldığı için şekilleniyor olabilir. Onun dikkatini dağıtacak güvenli oyuncaklar temin ederseniz, bazı istenmeyen davranışların da önüne geçebilirsiniz.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerin İhtiyaç Duyduğu Malzemeler

Taşıma Çantası

Taşıma çantası kedinizin taşınması için olmazsa olmazlardan biridir. Arabada giderken onu koruyacak ve kendisini güzvende hissettirecektir. Taşıma çantası hangi materyalden yapılmış olursa olsun, kedinizin içinde rahatça ayağa kalkıp dönebileceği kadar geniş olmalıdır. Çantanın içine evdeki havlulardan koyabilirsiniz. Havludaki tanıdık koku kedinizi rahatlatabilir. Taşıma kutusunu her zaman ortada bırakın, kediniz içine rahatça girip çıksın. Sadece veterinere giderken çıkartırsanız kediniz bir süre sonra kutuya girmek istemeyebilir.

Mama ve Su Kabı

Kaplar temizlenmesi kolay ve ters dönmeyecek kadar ağır olmalıdır. Bazı kedilerin plastiğe alerjisi olabilir, o yüzden metal kaplar daha uygundur. Mama ve su kabı her gün yıkanmalıdır.

Kum Kabı ve Malzemeleri

Kediniz dışarı çıkıyor olsa bile evde mutlaka bir kum kabı bulundurmanız gerekir. Erişkin bir kedinin içine sığabileceği ve kumu eşelerken dışarı dökemeyeceği kadar geniş bir kum kabı seçin. Dışkıları atabilmek için bir küreğe de ihtiyacınız olacaktır. Kum kabını mümkün olduğunca temiz tutmaya çalışın, çünkü kediler pis ve kötü kokan bir kabı kullanmaktan kaçınacaklardır. En az hafta bir kere kum kabını amonyak içermeyen bir temizleyici ile yıkayın. Kum kabından dışkıları temizlerken mutlaka eldiven kullanın ve sonrasında ellerinizi yıkayın.

Yatak

Kedilerin çoğu kendine ait bir yatak ister ancak yavru kediniz yeni yatağını görmezden gelirse hayal kırıklığına uğramayın. Yatağın üzerine eski tshirtlerinizden birini serin. Kediniz sizin kokunuz sayesinde rahatlayacak ve yatağını kullanmak için cesaretlenecektir. Yatağı evin ana trafiğinden uzak, sessiz, cereyansız bir bölgeye yerleştirin.

Tırmalama Tahtası

Kediler tırmalama çubuklarını tırnaklarını bilemek için değil, bedenlerini esnetmek, tırnaklarındaki ölü deriyi temzilemek ve koku yoluyla kendi bölgelerini işaretlemek için kullanırlar. Böyle bir oyuncak, ne kadar erken alınırsa kedinizin buna alışmasıı okadar çabuk olacaktır. Tırmalama tahtası en azından kedinizin boyu kadar olmalıdır. Kedinizın tırmalama tahtasına alışmasını kolaylaştırmak için üzerine kedi otu (catnip) sürebilirsiniz.

Tasma

Kedinizin bir tasmaya alışması büyüdükten sonra zor olabilir. Dolayısı ile yavruyken boynuna ağır olmayan, ince bir tasma ya da kurdela takmanız onun ileriki hayatında tasmaya alışmasını kolaylaştıracaktır. Tasma seçerken künye takabilecek özellikte olamasına özen gösteriniz. Güvenlikli bir tasma, kedinizin herhangi bir yere takılarak boğulmaması için zorlandığında atacaktır.

Taraklar ve Fırçalar

Taranmak tüm kedilerin en önemli ihtiyaçlarından biridir. Özellikle uzun tüylü kedilerin sağlıklı ve güzel tüylere sahip olabilmesi için mutlaka taranmaları gerekir. Bu da, erken yaşlarda başlanması gereken bir alışkanlıktır. Hergün taranmayan uzun tüylü kedilerin, özellikle kulak altı, boyun, kasık ve koltuk altı bölgelerinde oluşacak tüy yumakları çok ciddi dermatolojik problemlere (mantar, egzama, pyoderma) yol açabilir.

Oyuncaklar

Merak, kedilerin doğasında vardır ve kediler güvenli, oynaması zevkli bir oyuncağa ihtiyaç duyarlar. Aşağıdakileri kedilerinize hiçbir zaman oynamaları için vermeyin.

İp yada yün yumağı,
Paket lastiği,
Alüminyum folyo topları,
Mantar tıpalar,
Tel burgular,
Sert, sivri uçlu malzemeler,
Süngerli oyuncaklar.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kazalara Karşı Almanız Gereken Önlemler

Kediler, özellikle yavru kediler, son derece hareketli ve meraklıdır ki, bu özellikleri de siz koruyucu önlemler almadığınız sürece onların başına ciddi sorunlar açacaktır. Ayrıca yavru kedinizin tıpkı yeni emeklemeye başlayan bir bebek gibi sizinkinden çok daha alçak bir seyir alanına sahip olduğunu ve ayakta durduğunuzda, sizin göremediğiniz nesnelerin onun dikkatini çekebileceğini unutmayın.

Düşmelerini engellemek için bütün pencereleri güvenli bir şekilde kapatın. Yavru kedinizi balkondan, yüksek veranda ve katlardan uzak tutun.
Zehirli malzemeleri güvenli, onun ulaşamayacağı mekanlarda muhafaza edin. Yavru kedilerin çok yetenekli olduklarını ve dolap kapılarını açabildiklerini unutmayın. Zehirli maddeler:

  • Antifriz
  • Temizlik malzemeleri
  • Dezenfektanlar
  • Gübre
  • Çamaşır detejanları ve çamaşır suyu
  • İlaçlar
  • Boya, tiner
  • Böcek ilaçları
  • Fare zehiri
Zehirli ev bitkilerini yok edin. Zehirli bitkiler:

  • Açelya
  • Ak asma
  • Amaril
  • Atatürk çiçeği
  • At kestanesi
  • Benjamin
  • Boncuk ağacı tohumu
  • Defne
  • Difenbahya
  • Fulya
  • Gülhatmi
  • Gündüz sefası
  • Kene tohumu
  • Mısır bitkisi
  • Nergis
  • Orman gülü
  • Ökse otu
  • Philodendron
  • Porsuk ağacı
  • Sarmaşık
  • Sıklamen
  • Süsen
  • Yüksük otu
  • Zakkum
  • Zambak
Klozet kapağını kapalı tutun.
Plastik torbaları kedinizin içine giremeyeceği, yiyemeyeceği yerlere saklayın.
Açıktaki elektrik kablolarını duvar diplerine monte edin.
Dikiş malzemelerini, çivi tornavida gibi küçük el aletlerini kedinizin ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edin.
Yatak olarak asla elektrikli battaniye kullanmayın. Kediler için özel üretilmiş kedi yataklarını ve yuvaları tercih edin.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Beslenme

Yavru kediniz için tam ve dengeli bir beslenme gereklidir. Bu da yiyeceğinin yeterli miktarda protein, vitamin, mineral ve diğer önemli besin maddelerini içermesi gerektiği anlamına gelir. Birinci kalite kuru mamalardan kullanmanız kedinizin optimal besin ihtiyacını karşılayacaktır. Mama alırken, kedinizin yaşına ve cinsine uygun olup olmadığını mutlaka etiketinden kontrol edin. Kedinizi asla köpek mamasıyla beslemeyin. Kedilerin, köpek mamasının karşılayamayacağı, kendilerine özgü besinsel ihtiyaçları vardır. Kedinizi tavuk kemiği yada balık kılçığıyla asla beslemeyin. Bunlar parçalanarak kedinizi boğazına batabilir veya yemek borusunu, mide duvarını, bağırsak kanallarını delebilir. Kedinize süt vermeyin, ishale sebep olabilir. Çikolata ya da soğan içeren yemeklerle kediniz beslemeyin. Bunlar kediler için toksiktir ve ulaşamayacakları yerlerde saklanmalıdır. Masadan yemek vererek kedinizi şımartma isteğinize karşı koymalısınız. Böyle durumlar, yavru kedinizin bu tip yüksek kalorili tırtıklar karşılığında kendi mamasını yemeyi reddetmeyi öğretebilir ve seçici bir kişiliğe bürünmesine neden olabilir. Kedinizin su kabında mutlaka günlük taze ve temiz su bulunmalıdır. Mama ve su kaplarının temizliğine de dikkat etmeniz gerekir. Kullandığınız mamayı değiştirmek istiyorsanız, sindirim sorunlarını önlemek için bu işlemi 1 haftalık bir süredee gerçekleştirin. Değişime, yeni mamadan eski mamayla birlikte küçük porsiyonlar vererek başlayın. Zamanla yeni mamanın miktarını arttırın.

Özel Mama İhtiyacı Olan
Kediler

Gebelik: Gebe ve süt veren kedinizin mutlaka onun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik özel bir mamaya geçmesi gereklidir. Doğuma 2-3 hafta kala normalde yediğinin 2-3 katı mama yiyebilir. Bütün yavrularını besleyebilmesi için yeterli süt üretmesi gerekmektedir. Bu nedenle onun ihtiyacını karşılayabilecek bir mama yemesi şarttır. Sağlık Problemleri: Kediniz yaşamakta olduğu sağlık problemlerine uygun bir kuru mama yemelidir. Bu konuda mutlaka veteriner hekiminizin önerilerine uymalısınız.
Kilo Kontrolü: Kedinizin ömrünü uzatmak ve onu sağlıklı kılmak için kilosunu kontrol altında tutmak çok önemlidir. Eğer bir kedinin vücut ağırlığı normalden %20-25 fazla ise bu kedi obez olarak nitelenebilir. Kedinizin aşırı kilolu olduğunu aşağıdakilerden anlayabilirsiniz:

  • Sarkık Karın
  • Hissedilmeyen Kaburga
  • Çift çene

Obeziteyi kontrol etmenin en iyi yolu engellemektir. Yemek artıkları vermeyin, masadan besleyerek yüksek kalorili yiyecekleri vermeyin. Kilo almaya meğilli olan kediler için üretilen özel light mamalardan kullanın.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedinizin Sağlığını Gözlemleyin

Tıpkı bir çocuk sahibi olmak gibi; kediniz için normal bir davranış şeklinin ne olduğunu bilmeniz veteriner hekiminizin sorunun kaynağını keşfedebilmesine yardımcı olacaktır.

Gözler: Canlı ve parlak olmalı, irritasyon belirtisi, kırmızı yada yeşil renk bozuklukları olmamalıdır. Çizik yada bulanıklık olmamalıdır. Göz köşelerinde çapak benzeri birikimler varsa bunlar göz temizleme losyonuyla temizleyiniz.
Ağız: Pembe ve sağlıklı diş etleri olmalı, diş köklerinde kızarıklık yada şişlik olamamalıdır. Kötü ağız kokusu ve dudaklarında büyümeler iltahaplanmalar olmamalıdır.
Kulaklar: Akıntıdan ve kokudan arınmış ve temiz olmalıdır. Kulak temizleme losyonu kullanarak kulakları veteriner hekiminizin tarif edeceği şekilde temizleyebilirsiniz.
Burun: Akıntı ve yaralar olmamalıdır.
Tüyleri ve Vücudu: Düz, sık, parlak ve ipeksi bir tüy yapısı olmalıdır. Şişkinlik, tümör, tüy dökülmesi gibi durumlarda hekiminize başvurunuz.
Anüs: Şişkinlik olmamalıdır.
Dikiş malzemelerini, çivi tornavida gibi küçük el aletlerini kedinizin ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edin.
Yatak olarak asla elektrikli battaniye kullanmayın. Kediler için özel üretilmiş kedi yataklarını ve yuvaları tercih edin.

 

Hastalık Semptomları
24 saatten fazla süren ishal, kabızlık
Devamlı kusmalar
Sıkıntılı veya zor nefes alma
İdrarda zorlanma veya idrarda kan
Tuvaletini kum kabına yapmaması
Şişkinlikler
Topallama
İştah kaybı
Ani kilo kaybı/artışı
Ani kilo kaybı/artışı
Mat, aralıklı kıl örtüsü
Sulu gözler, burun akıntısı
Kedinizin ilgisizleşmesi
Karanlık ortamlarda saklanması
Diğer alışılmadık hareketler

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Ağrı

Dostlarımızın ağrı duyduğunu nasıl anlarız?

Bu durumda bizlere getirilen kedi ya da köpek hastalarımız genellikle son zamanlarda agresifleşti, kendine dokunulmasını istemiyor, yerinden kalkmak istemiyor, çok fazla yalanıyor, çok üzgün, yürümek istemiyor gibi şikayetlerle gelirler. İşte ağrının dostlarımızda yol açtığı şikayetler en sık bunlardır, bunlar karşılaştığımız semptomlardır. Ağrı duyan hiç kimse hareket etmek istemez onlarda da bu aynıdır. Kendimizden düşünelim başımız bile ağrısa etrafımızda kimsenin dolaşmasını istemeyiz. Bizler bunu ifade edebiliriz ama evcil hayvanlarımız konuşamadıkları için bunu bize böyle belli etmekteler.

Ağrı duyulabilecek durumlar nelerdir?

Bizler biliyoruz ki her ameliyattan sonra insanlara ağrı kesici verilir. Bu küçük dostlarımız için de böyle olmalıdır çünkü onlar da ameliyat sonrası ağrı duyarlar. Yaşlandıklarında ağrının en büyük sebebi osteoartrit dediğimiz eklem hastalıklarıdır. Bu hastalıklar çok ağrılı seyreder ve onların hayatını zehir edebilir. Bunun önüne geçebilmek için evcil hayvanlarımızın kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır. Osteoartrit oluşumunu engellemek ya da geciktirmenin en önemli yolu düzenli egzersizdir. Yani sabah akşam 10 dakika gezdirmek hiçbir köpek için yeterli bir süre değildir. ‘Hareket etmeyen eklem hastalanır’. Bu deneylerle ispatlanmış bir gerçektir. Bu durumlarda eklem sağlığını destekleyici ürünler kullanmak gerekebilir. Erkek kedilerde sıkça gördüğümüz üriner sistem problemleri de çok ağrılı seyreder. Kedinizin sık ve az idrar yapması bunun en belirgin semptomudur. Bunun yanında kabının dışında bir yerlere idrar yapması da bize bunu anlatmaya çalışıyor olduğunu gösterir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde kedimiz kabına gider ve tuvaletini yapamadığı için acı acı miyavlar. Biz bu hastalığın akut tedavisinde de ağrı kesici kullanmayı uygun görüyoruz. Bunlarla birlikte vurmalar, çarpmalar, incinmeler de ağrının şiddetli olabileceği durumlardır. Kanserli hastaların da çok şiddetli ağrı çektikleri bilinmektedir.

Ağrı çektiğini anlarsam ne yapmalıyım?

Zaman geçirmeden veteriner hekiminize başvurmanız gerekir, çünkü ağrı eşikleri yüksektir ve eğer ağrı size göstereceği kadar yüksekse ciddi bir problemle karşı karşıya kalabilirsiniz. İNSANLARDA KULLANILAN AĞRI KESİCİLER
DOSTLARIMIZI ÖLDÜREBİLİR
. Evet yalnış okumadınız bu çok ciddi bir durumdur bu yüzden kaybettiğimiz hastalarımız ve çok üzüldüğümüz vahim durumlar olmuştur. Asla veteriner hekiminize danışmadan dostumuza ilaç kullanmayınız. Bu, evde ya da sokakta yaşayan tüm dostlarımız için geçerlidir, altını çizmek isterim. Özellikle parasetamol içeren ağrı kesiciler kediler için ölümle sonuçlanabilecek durumlar doğurabilir. Köpeklerde mide kanaması ağrı kesicilerden sonra sıkça karşılaştığımız bir durumdur bizde olduğu gibi onlarda da ağrı kesici kullanılırken mide mukozası korunmak zorundadır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Aids

Feline Immunodeficiency Virus nedir?

Feline Immunodeficiency Virus (FIV ) kedi familyasına ait bir virustür. İlk olarak 1980’lerin ortalarında görülmüş olup dünyanın hemen her bölgesindeki kedilerde bulunur. Bu kadar geniş bir alanda görülmesine karşılık kedilerin yaygın bir enfeksiyonu sayılmamaktadır.Kedi nüfusunun sadece % 1-2 si virus tarafından enfekte edilir ve bulgular görülür. Bazı enfekte kedilerde bağışıklık sistemi rahatsızlıkları ile kendini gösterir. FIV in değişik türleri olup bazıları diğerlerinden daha zararlıdır. Testlerde kedinizin FIV positive çıkması onun AIDS hastası olduğu anlamına gelmez. Kediniz virus taşıyor olabilir ama hastalık bulgularının ortaya çıkması aylar hatta yıllar alabilir. Bazen bu bulgular ömür boyu hiç görülmeyebilir. Testin pozitif olması demek kedinizin virus ile karşılaştığı ve bu virusa karşı kanında antibodiler oluştuğu anlamına gelir.

Bu durum ailemiz için bir risk taşımakta
mıdır?

Kesinlikle hayır! HIV (Human Immunodeficiency Virus, insanlarda AIDS’e neden olan virus) ve kedi virüsü aynı gruptan virüsler olmasına ve etkileri birbirine çok benzemesine rağmen insanlar için bir risk taşımamaktadır. Bu virüsler türlere özgü olup bir türünkinin diğer bir türü etkileyebilme gücü yoktur.

Evdeki diğer kedilerim bundan nasıl
etkilenecektir?

Evinizdeki kediler belki de bu virüsle enfekte olmuşlardır. Bu yüzden onların da test edilmesi gerekir. Kediler arasında sosyal kontakt ile bu hastalık etkeninin bulaşması hemen hemen imkansız gibidir. Ama evinizdeki diğer kedilerin negatif çıkma olasılığı oldukça fazladır.

Kediler virüsü nereden alır?

FIV virüsü enfekte hayvanlarda bazı hücreler içerisinde bulunur. Virus vücut dışına en fazla salya yolu ile çıkarılır. Diğer kedilerin enfekte olması için hastalıklı kedi tarafından ısırılmaları gerekir. Bu sebeple genelde kavgacı olarak bilinen ve ısırık yarası veya ısırık absesi olan kedilerde FIV virusuna rastlamak daha büyük olasılıktır. FIV virusu enfekte kedi hücreleri dışında yani dış dünyada uzun sure yaşayamaz Enfeksiyonların çok fazla görülmemesi bu sebepledir. Yavru kediler anne karnında ya da doğum sonrası anne sütü ile enfekte olabilirler. Kedinin normal sosyal davranışı yani tüylerini yalaması ile hastalığın diğer hayvanlara geçmesi hemen hemen imkansızdır.

FIV nasıl teşhis edilir?

FIV özel kan testleri ile test edilir. Bu testlerde virusa karşı antibodiler oluşup oluşmadığı saptanır. Eğer test positif ise kedinizin bu virüsle karşılaştığı ve enfekte olduğuna karar verilir. Yanlış negative ve yanlış pozitif sonuçlar görülmektedir. Bulgular ve test sonuçları birlikte değerlendirilmeli ve gerekirse daha ileri testlere başvurulmalıdır. Yavrular anne sütünden virusa karşı oluşan antibodileri alabilirler ve bu yüzden testlerde pozitif çıkabilir. 4 aylıktan önce test edilip pozitif çıkan yavrular anneden gelen antibodilerin kaybolduğu yaş olan 6 aylıkken yeniden test edilmelidirler.

Kedim iyi olacak mı?

Bildiğimiz kadarıyla bir kere virüs bulaşan kediler ömür boyu bu virüsü taşırlar ama hastalığın ortaya çıkıp çıkmayacağı bilinmemektedri. Daha öncede belirttiğim gibi hastalığın ortaya çıkması aylar hatta yıllar sürebilir.

FIV ne tür hastalıklara neden olur?

FIV bağışıklık sistemini zayıf düşürüp vücudun hastalık etkenlerine karşı koruyucu etkisini ortadan kaldırır. Hastalıklar ilerlemeden iyileşebilir, kronik hale gelebilir yada yeniden görülebilirler. Genel olarak FIV e bağlı olarak ortaya çıkan bulgu ve semptomların tümüne Feline AIDS adı verilir.

Klinik Bulgular:

  • Gingivit (Dişetlerinin yangısı, aşırı derecede kırmızılaşması)
  • Kilo kaybı
  • İştahsızlık
  • Konjuktivit
  • Ateş
  • Şiş lenf düğümleri
  • İshal ve Kusma

 

Hastalığın tedavisi var mı?

İkincil bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Ancak bu başka bir enfeksiyonun ortaya çıkmasına kadar devam eder. Virüs için spesifik bir tedavi yoktur. Bazı kediler insan AIDS hastalığında kullanılan AZT ve benzeri ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılsa da sonuç her zaman iyi değildir.

Kedim testlerde pozitif çıkarsa ötenaziyi düşünmeli
miyim?

Kesinlikle hayır. HIV’li insanlarda olduğu gibi FIV’li kediler uzun sure sağlıklı ve mutlu olarak yaşayabilmektedirler.

FIV pozitif kedime nasıl yardımcı olabilirim?

İyi ve kaliteli yiyeceklerle beslemek, parazit ilaçlarını zamanında yaptırmak herhangi bir enfeksiyon görüldüğünde beklemeden veteriner hekime götürüp agresif olarak tedavi etmek yolu ile kedinize yardımcı olabilirsiniz. FIV pozitif kedilerin dışarı çıkmamalarını sağlayarak diğer kedilerin enfeksiyonu kapmalarını önleyeceğiniz gibi kedinizin dışarıdan hastalık kapmasına da yardımcı olursunuz. Biz FIV pozitif kedilere sadece yıllık kuduz aşısı yapılmasını, herhangi canlı virus ihtiva eden (karma aşı) başka aşılarla aşılamamaya dikkat etmekteyiz. Kortizon gibi bağışıklık sistemini bastıran ilaçların kullnaılmasından kaçınılmalıdır.

Kedimin FIV virüsü ile enfekte olmasını nasıl önlerim? Aşı
var mı ve ne kadar etkili?

Çoğu kediler hastalığı kavga sonucu ısırık yarası ile aldıklarından kedinizi kısırlaştırmanız ve mümkünse dışarıya çıkarmamanız en etkin koruma yöntemidir. Evet son yıllarda bu hastalığa karşı bir aşı geliştirlmiş olup koruyucu etkileri konusunda henüz tatmin edici sonuçlar yayınlanmamıştır.

Evde bir kedi FIV positif diğerleri negative, ne
yapabilirim?

İki opsiyonunuz var FIV pozitif kediyi başka kedi olmayan bir eve verin. Diğer kedilerinizie sosyal kontak yolu ile hastalık bulaşması çok düşük bir olasılık olduğundan çoğu insan FIV pozitif kedilerini evlerinde tutmayı yeğlemektedirler. Bu durumda positif kediyi diğerlerinden ayrı bir yer ve zamanda besleyin. Diğerlerinin bu kedinin kaplarından yemesini önleyin.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Allerji

Allerji bir hastalık değildir, vücudun farklı etkenlere maruz kalması sonucu bireysel olarak oluşturduğu reaksiyondur. Bu reaksiyonların oluşmasına sebep olan etkenlerede allerjen denir. Bu allerjenlerin çoğunluğu gıdai olmakla beraber pireler, polenler, tozlar vb gibi nedenlerde olabilir. Allerjenler sindirim yolu, solunum yolu ve deri temasıyla reaksiyonlar oluşturur.

Belirtiler

Daha çok kaşıntı olarak görülür. Fakat bu kaşıntı sonrasında deride oluşan irritasyon sonucu deride tahriş oluşur. Tahriş olan bölgeler stafilokok ve streptokok bakterileriyle enfekte olarak yara şeklinde görülür. Bu nedenlerle deri hastalıklı duruma dönüşür. Deri ve tüy kalitesi bozulur. Kedinizin kürkünden ağır kokular gelir. Diğer belirtiler ise; parmakların yalanması ve ısırılması, yüzün sağa sola sürtünerek kaşınması çok nadir olarak kusma ve ishal de görülebilir. Allerjik problemler nedenlerine göre bazı zamanlarda artabilir. Polenlere karşı allerjik reaksiyonlar bahar ve yaz aylarında artabilir. Ya da herhangi bir zamanda bir anda da ortaya çıkabilir. Genel olarak yaz aylarında ve diyet değişikliklerinden sonra bu artışlar gözlemlenmektedir.

Teşhis

Danışacağınız veteriner hekim tam bir muayene ve alınan anamnezde sonuca ulaşabilir. Eğer gerekiyorsa veteriner hekiminiz allerji testi isteyebilir. Bir miktar kan örneği alınarak specturum laboratuvarına gönderilir. Böylece bir çok allerjen kandan bakılarak duyarlılığı test edilmiş olunur.

Tedavi

En iyi tedavi allerjiye sebep olan allerjenden uzak durmaktır. Eğer gıdai allerjisi varsa ki bu genelde tavuk ve tavuk içerikli mamadan kaynaklanmakta, bu gıdaların bırakılarak anti-allerjik mamaların kullanılması gerekmektedir. Yada içeriği tavuk olmayan mamalar kullanılmalıdır. Eğer deride çok ciddi allerji yaraları mevcut ise kortizol ve antibiyotik tedavisi gerekmektedir. Kortizolun sürekli kullanılması ciddi yan etkileri olacağından dikkatli ve kontrollü kullanılmalıdır. Bu tedavi veteriner hekim kontrolünde ve bilgisinde yapılmalıdır. Ayrıca histamin salgılanmasını engelleyen ilaçlarda kullanılabilir. Pire enfestasyonları sonrasında da allerjik reaksiyonlar oluşabilir. Pirelerin ortadan kaldırılmasıyla allerji problemine çözüm bulunur.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Aşılama

Evinizde ya da sokakta kedi besliyorsanız kaçınılmaz durumlardan bir tanesi de hastalanmalarıdır. Bu hastalıkların nedenleri başında kedinizin hayatını tehdit eden viral hastalıklar gelmektedir. Bu viral hastalıkları engellemenin en başında kedinizin sağlık ve bakımına özen göstermenizdir. Aşı, bu viral hastalıklara karşı kedinizin bağışıklık sistemini güçlendirerek onu ölümcül viral hastalıklardan koruma sağlar. Gebe, laktasyondaki (emziren) ve hastalık semptomları bulunan kedilere aşılama yapılmamalıdır. Yani aşılama için kedinizin sağlık açısından dört dörtlük olması gerekmektedir. Aşılama sonrasında kedinizde iştahsızlık, ateş ve hafif rahatsızlıklar görebilirsiniz. Bu gibi yan etkiler kısa sürebilir. Fakat bu süre 24-48 saati aşarsa veteriner hekiminize danışmanızda yarar vardır. Aşılama sonrası, aşı bölgesinde düşük bir ihtimal olmasına karşın tümör olma olasılığı vardır. Bu yüzden aşı yapılan bölgeyi takibini yapmanızda fayda vardır. Yeni edindiğiniz kediniz anne sütüyle beslendiyse 8-9. haftalarda, anne sütü ile beslenemediyse 6. hafta da aşılama takvimine başlanabilir. İlk aşılama için veteriner hekime danıştığınızda muayenesini yaptıktan sonra iç ve dış parazit ilaçlarını yaptırın. 1 hafta kadar kedinize süre tanıyarak evinize alışma, varsa iç parazitlerini dökmesi süreci gibi stres faktörlerini azaltarak, kedinizi aşılama takvimine hazırlamış olursunuz. Geçen 1 hafta sonrasında sağlık açısından kedinizde bir problem yoksa aşılama takvimine başlanabilir. Kedilerde uygulanan aşılar karma, leukemia, rabies ve fiv aşılarıdır.

Karma Aşı

Karma aşı (feline calicivirüs, feline panleukopenia virüs, feline rhinotracheitis virüs) hastalıklarını içeren aşıdır. Feline panleukopenia virüs (kedi gençlik hastalığı) kediler için öldürücüdür. Virüs kedilerde ishal (diarrhea), kusma, anoreksi (iştahsızlık) ve halsizlik gibi semptomlarla seyredebilen ölümcül hastalıktır. Feline rhinotracheitis virüs ve feline calici virüs kedilerde üst solunum yollarında hırıltılı solunum, öksürük, gözlerde akıntı, salivasyon, kilo kaybı ve ateşle seyredebilen bir hastalıklardır. Karma aşı yavru kedilere 21 gün arayla 3 doz uygulanır ve yılda 1 doz tekrarı yapılır.

Leukemia Aşısı (Feline Luekemia Virus)

Kedi lösemisi olarak bilinen hastalığı için aşılama yavru kedilere 21 gün arayla 2 doz olarak uygulanır. 1 yaşından sonra ise her yıl tek doz olarak tekrar edilmesi gerekmektedir.

Kuduz (Rabies)

Kuduz aşısını kedi besliyorsanız yasal olarak yaptırmak zorunda olduğunuz aşıdır. Kedinizin ısırma ve tırmalama sonrasında kişi kedinizin kuduz olup olmadığını teşhis ettirmek zorundadır. Bu tür problemleri ortadan kaldırmak için kedinizin kuduz aşısını aşı takvimine uyarak yaptırmanız gerekmektedir. Yapılan bu aşı için verilen karneyi düzgün bir şekilde tutmanız ve herhangi bir problem durumunda karneyi göstermek için saklamanız gerekmektedir. 3 aylık yaştan sonra kediniz kuduz aşısı yapılabilir ve her yıl tekrarlanması gerekmetedir.

FIV Aşısı (Feline Immunodeficiency Virus)

Kedilerde bağışıklık sistemini baskılayarak ölüme neden olan virüstür. İnsanlarda AIDS olarak bilinen Human Immunodeficiency Virus ile aynı ailedendir. FIV virüsünün bugüne kadar insana bulaştığı görülmemiştir. Kedilerde gingivit, lenf yumrularının şişliği, iştahsızlık, anoreksi, ateş gibi semptomlarla seyredebilir. 5 alt türü olduğu için aşı tam olarak geliştirilememiştir. Yine de, uygulanmakta olan ticari aşılar korunma açısından %100 etkili olmasa da yararlıdır.

İç ve Dış Parazit Uygulamaları

İç parazit ilaçları her 3 ayda uygulanmalıdır. Eğer evde riskli kişiler varsa (yaşlı, bebek, hamile vb.) bu süre 1,5-2 ayda bir yapılabilir. Kedinizin dışkısında, anüs bölgesinde ya da kumunda şerit yada pirinç tanesine benzer parazitler görüyorsanız derhal veteriner hekime danışarak bu ilaçları yaptırmanız gerekir. Bu parazitlerin derhal ev ortamından uzaklaştırılması ev halkı sağlığı açısından önemlidir. Aksi halde bu parazitler ev halkına bulaşabilmektedir. Dış parazit ise pire ve kenelere karşı koruma sağlamak açısından önemlidir. Bazı ticari ürünler kalp kurtlarına ve bazı uyuz etkenlerine karşı da koruma sağlamaktadırlar. Evde yaşayan kedilerinde ayda bir kez olmak üzere dış parazitin uygulanması gerekmektedir. Çünkü dışarıdan taşıdığımız pire yumurtaları ev sıcaklığında ve uygun nem de yumurtadan çıkarak ergin forma ulaşır. Bir pire yaklaşık olarak 200’e yakın yumurta yumurtlar. Oluşan sirkülasyon sonucu kediniz yoğun bir pire enfestasyonuna maruz kalacaktır. Pireler kan emerek yaşayan canlılardır. Yoğun pire ortamında pireler kedinizin kanını emerek yaşayacaklarından kedinizde anemi (kansızlık) problemiyle karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden ayda bir kez dış parazit ilacının uygulanması gerekmektedir.

Aşı Takvimi

Yukarıda bahsettiğimiz gibi anne sütü emen kedilerde 8-9. haftalarda, anne sütü emmeyen kedilerde ise 6-7. haftalarda aşılamaya başlayabiliriz. Buna göre:

Zaman Aşı
1. Hafta 1. Karma Aşısı
2. Hafta 1. Leukemia Aşısı
1 Hafta Ara
4. Hafta 2. Karma Aşısı
5. Hafta 2. Leukemia Aşısı
1 Hafta Ara
7. Hafta 3. Karma ve Kuduz Aşıları


yapılarak aşılama takvimi oluşturulmuş oluruz. Bir yaşından sonra karma, leukemia ve kuduz aşıları yılda bir kez yapılarak aşıların tekrarlanması gerekmektedir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Alt İdrar Yolu Hastalığı (Flutd) ve Sistit

Özellikle erkek kedilerde idrar kesesi ve idrar kanalını etkileyen durumların toplamına alt idrar yolu hastalığı denilmektedir. Sistit ise; idrar kesesinin yangısal durumudur. Sistit çoğunlukla idrar kesesi içerisindeki taşlardan kaynaklanmaktadır.

Belirtileri
  • Sık sık idrar yapmaya çalışma fakat çok az veya damla damla idrar yapması,
  • Kum kabına girip girip çıkma, kabın içinde sırtı kambur, kuyruk dik oturma,
  • Kum kabında idrar yapma pozisyonunda durarak ağlama benzeri sesler çıkarma,
  • Kum kabı dışında yerlere idrar yapma,
  • Kanlı idrarın görülmesi,
  • Sık sık genital bölgesini yalaması,
  • Erkek kedilerde penis, dişilerde vajina etrafında kum tanelerinin görülmesi,
  • Sinirlilik, davranış değişiklikleri.

 

Nedenleri
  • İdrar kesesinde şekillenen kristaller ve kedilerde çok nadir olarak görülse de idrar taşları idrar kesesinin yapısını ve savunmasını bozarak, hem sistite hem de mekanik tıkanmalara neden olur. Kristal ve taşların oluşum mekanizması bir çok etkene bağlıdır. Diyet içeriği ve üriner sistem enfeksiyonları başlıca nedendir.
  • Üretra duvarı kaslarının spazmı,
  • İdrar yollarının anatomik bozuklukları,
  • İdrar kesesinin ve üretranın tümörleri,
  • İdrar kesesini kontrol eden sinirlerin hasarı,
  • Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar.

Sık karşılaşılan kristaller çeşitleri struvite ve calcium okzalat kristalleridir. Kedinizde bu kristal çeşitlerinden biri olabileceği gibi iki tip kristal çeşidide oluşabilir. Struvit kristalleri; magnezyum, amonyum ve fosfordan oluşur. Diyet içeriğinde magnezyum oranının yüksek olması, kalitesiz protein içeriği, idrar pH sının alkali olması struvit kristali oluşmasına zemin hazırlar. Magnezyumun aşırı kısıtlaması da kalsiyum okzalar kristalleri oluşmasına zemin hazırlar. Kullanılacak olan birinci kalitede mama bu dengeleri sağlayarak kristal oluşumunu engellerler.

Teşhis

Veteriner hekiminize verdiğiniz anamnez sonucunda idrar kesesi muayenesi, tam idrar muayenesi, görüntülü tanı yöntemlerini kullanarak teşhis konulur. İdrar kesesi muayenesinde çok dolu olması idrarını yapamadığının işaretidir. İdrar kanalı içerisinde taşların tıkanması neden olmuş olabilir. İdrar kesesi içerisindeki taşlardan dolayı kalınlaşmış ve yangılanmış olabilir. Eğer kediniz az da olsa idrarını yapabiliyorsa idrar örneği alınıp tam idrar muayenesi yapılmalıdır. Eğer ki idrarını hiç bir şekilde yapamıyorsa ya sonda yardımıyla ya da sistosentez yöntemiyle idrar keseden alınarak incelenmelidir. İdrar tam muayenesinde idrarın makroskobik (renk, koku, hacim), mikroskobik (kristal çeşitleri, idrar kesesi hücreleri, böbrek hücresi hücreleri vb.) olarak incelenmelidir. Ayrıca idrar stick muayenesi de yapılmalıdır. Bu muayene yöntemi turnusol kağıdına benzer şekilde çalışma prensibine sahiptir. Stick yani çubuk idrarın içerisine batırılır ve çıkarılır. Üzerindeki renk skalasına göre yoğunluk, pH, protein, lökosit, glikoz, keton, bilirubin, ürobilinojen gibi etkenlere bakarak problemin neden kaynaklandığı hakkında inceleme sağlayan yöntemdir. Bir başka yöntemde idrarın sedimantasyon yöntemiyle incelenmesidir. İdrar santrifüj edilerek mikroskop altında incelenir. Bu incelemede kristal tiplerini görerek teşhis konulabilir. Görüntülü tanı yöntemlerinde ise ultrason ve röntgen kullanılabilir. Ultrason muayenesinde taşın verdiği kontrast ile taşın büyüklüğü hesaplanabilir. Direkt röntgende ise kese ve kanal içerisindeki taşlar görülebilir.

Tedavi

Tedavi kolay olsa da süreç ister. Eğer idrarda kan ve kristal mevcut ise sonda uygulanır. Sonda üç gün süreyle kalır. Bu süre içerisinde idrar kesesi antiseptiklerle yıkanabilir. Kediye damar yolu açılarak üç gün süreyle sıvı verilir. Böylece idrar kesesi kalınlaşması giderilir. Kanama azalır. Yumuşak dokuda çalışan uygun antibiyotik seçilerek tedaviye başlanır. Bunun yanında kas gevşeticiler kullanılabilir. Diyet muhakkak üriner sistem için uygun mama kullanılmaya başlanılmalıdır. Eğer idrar kesesi veya kanalda taş ve taşlar mevcut ise ameliyat kaçınılmazdır. İdrar kanalı içerisindeki taşlar sonda yardımıyla kese içerisine itilerek keseye düşmesi sağlanabilir. Kese içerisinde taş mevcut ise sistotomi ameliyatı yapılarak taşlar uzaklaştırılır. Sondalama işlemi yine yapılarak sıvı tedavisine de başlanmalıdır. Sondalama ameliyat sonrası kesenin kasılmaması idrarın kendiliğinden dışarı atılması için önemlidir. Ameliyat sonrası kas gevşetici ve antibiyotik tedavisi uygulanmalı, diyette üriner sisteme uygun olarak değiştirilmelidir. Eğer kediniz hiç idrar yapmıyorsa uzun bir süredir de yapmadıysa böbreklerin etkilenmesi kaçınılmazdır. Veteriner hekiminiz sizi kedinizin böbrek enzimlerine bakmak konusunda yönlendirebilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Dermatolojik Problemler

Kedi ve köpeklerin dermatolojik problemleri birbirine benzer. En çok karşılaşılan problemler mantar, uyuz, allerjik problemler, dış parazit (pire ve kene) enfestasyonları, hormon bozuklukları, beslenmeye bağlı bozukuluklar, ilaçlara bağlı hastalıklar, kanser, psikolojik problemler, kontakt (temasla oluşan) hastalıklar, zehirlenmelere bağlı dermatolojik problemlerdir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi dermatolojik problemlerde de en önemli şey hastalığın teşhisinin doğru konulmasıdır. Deri hastalıklarının teşhis edilmesinde genellikle labaratuar desteği gerekmektedir. Dışarıdan gözle bakılarak hastalığın tam olarak ne olduğunun tespit edilmesi zor olduğu kadar yanlış ta olabilir. Hastalık yapan etkenler mikroskobik canlılar olduğu için tüy, deri yada başka numunelerin mikroskopta incelendikten sonra hastalığın tam adı konulduktan sonra tedaviye başlanması gerekmektedir. Hastalıkların tedavisi bazen birbirine tam zıt olabilmektedir. Yani bir hastalık için kullanılan ilaç diğer bir hastalığın önüne geçilemez şekilde artmasına sebep olabilir. Örneğin allerji için kullanılacak bir kortizon hastada uyuz ya da mantar varsa onun birdenbire on misli güçlenmesine sebep olarak aslında çok kolay tedavi edilecek olan hastalığı belkide ölüme sebebiyet verecek boyutlara getirir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Dış Parazit

Dış parazit kontrolü çok basit bir konu gibi gözükse de hem insan sağlığını hem de hayvan sağlığını tehdit eden çok önemli bir konudur. Keneler ve pireler kendi mevcudiyetlerinin dışında birçok hastalığı da beraberinde taşıdıkları için hastalık yapma potansiyeli çok yüksek canlılardır.İkisi de üreme kabiliyeti çok yüksek olduğundan mücadelesi ciddi bir organizasyon gerektirir. Evcil hayvan sahiplerinin üzerine düşen, öncelikle kendi hayvanının ilaçlanmasını sağlamak olmalıdır. Neredeyse her konuda karşımıza çıkan sokak hayvanları konusu, kene pire mücadelesinde de en büyük handikapı oluşturmaktadır. Sokaktaki kedi ve köpeklerin dış parazitlere karşı ilaçlanmaları neredeyse imkansız olduğundan çevrede pire ve kenelerin yaşamlarını ve üremelerini sağlayacak ortam her zaman mevcuttur. Pire ve keneler daha çok yeşillik alanlarda, evlerde parke aralarında, halılarda, yastık içlerinde,kumluk alanlarda uzun süre ölmeden bekleyebilir ve uygun konak bulduğunda derhal üzerine atlayarak yapışıp kan emmeye başlarlar. Kenelerin birçok türü vardır ama köpeklerde genellikle görülen IXODİDEA’dır. Keneler insan, köpek, koyun, sığır vb. Bir çok canlıyı konak olarak seçebilir. Buldukları konaklarda kanca benzeri organelleri ile deriyi delerek içine gömülürler. Dişi kene salgılarındaki özel bir madde sayesinde daha rahat kan emer ve kan emdiği bölgede kendini kilitler. Eşeylidir ve yumurta ile çoğalır. Yumurtalardan üç çift bacaklı larvalar çıkar. Bunlar bir pupa devresi geçirerek 8 bacaklı nimflere dönüşürler. Nimfler daha sonra ergin hale gelir. Pireler ise konakçı hayvan üzerinde yumurtladıktan bir süre sonra yumurtalar yere düşer ve bunlar 2- 5 gün içerisinde larva formuna dönüşür. Larvaların temel besin kaynağı olan pire dışkıları ve deri döküntüleri ile beslenirler. Bundan sonraki dönem dış etkenlere karşı çok dayanıklı olan, hiçbir kimyasal maddenin etki etmediği pupa dönemidir. Pireler bu dönemde uygun uyarımı (sıcaklık, ışık, nem gibi etkenler) bulduklarında ergin forma dönüşürler ve kendilerine uygun bir konakçı ararlar. Yani pireler sadece ergin dönemlerini evcil hayvanların üzerinde, yumurta, larva ve pupa dönemlerini ise saydığımız diğer alanlarda geçirirler. Kenelerin evcil hayvanda görülmesi pireye göre daha kolaydır. Kene hayvanların derisinin ince olduğu yerlere yapışır.Bacak araları, kulakları,anal bölgeleri, parmak araları, dudak araları kenelerin ilk aranacağı yerler olmalıdır. Pirelerin ise hareket halinde olduklarından sayısı artmadığı sürece özellikle koyu renkli hayvanlarda görülmesi çok zordur. Pire tespiti için koyu renkli bir zemine havlu kağıdı ıslatarak kedi ya da köpeğinizin tüylerini bu havlu kağıdın üzerinde tersine elinizle ya da fırçayla silkelediğiniz taktirde pire varsa dışkıları dökülecektir.Düşen koyu kahverengi noktalara elinizle bastırdığınızda nokta ıslak havluda yayılıyorsa bu pire dışkısı yani kandır. Bu durumda derhal dış parazit ilacı uygulaması yapılmalıdır. Özellikle pire yumurtlama kabiliyeti çok yüksek olduğundan (bu sayı 2000 olarak ifade edilebilir) kedi ya da köpekte pire görüldüğünde evde de önlem alınması gereklidir. Evde yapılacak en doğru hareket çok güçlü bir elektrik süpürgesiyle mümkün olan her yerin uzun süre çekilmesidir. İlaçlama firmasını eve çağırdığınızda da yaptığı budur.Kullanılan ilaçlar yumurtalara etki etmeyeceği için en önemli mücadele elektrik süpürgesiyle yapılan temizliktir. Pirelerin özellikle köpeklerde oluşturduğu deri hastalıkları hayatınızı kabusa çevirebilir. Allerjik yapıya sahip bir köpeği sadece bir pire dahi ısırsa bu hastalığa sebep olabilir. Sayının artması hastalığın seyrinin ağırlaşması demektir.Küçük ve masum gibi gözüken kaşıntı, yıllarca tedavi görmesi gereken durumlara kadar gidebilir. Kuyruk üstü, bacak araları, kulak arkalarındaki kaşıntılar ve ıslaklıklar derhal müdahale gerektirir. Pire sayısının artması uzun vadede kan kayıplarına yol açarak anemi dediğimiz durumu oluşturur. Sokak hayvanlarında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Pireler bağırsaklarda yaşayan parazitlerin bulaşması için de aracılık ederler. Bunlar hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığını tehdit ederler.Pirelerle bulaşan Dipylidium caninum, haemabartonellozis, yersinia pestis , riketsia typhi (tifo), francisella tularensis ile tularemi, bartonella henselae ile insanlara geçebilen kedi tırmığı hastalığı pirelerin ne kadar büyük sıkıntılar yaratabileceğine örnektir. Lyme hastalığı, babesiosis, ehrlichia, hepatozoonosis ve günümüzde en çok konuştuğumuz kırım kongo kanamalı hastalığı, kene kaynaklı ensefalit, akdeniz benekli ateşi de kenelerin bulaştırdığı önemli hastalıklardır. Keneyi gördüğünüzde mutlaka bir uzmandan yardım isteyiniz.Kesinlikle olduğu yerden çıkarmaya çalışmayın. Birçok hastalığın bulaşması bu yolla olmaktadır. Hastalıkları oluşturan kene ailelerinin de farklı olduğu, her kene cinsinin saydığım hastalıkları bulaştırmadığı da unutulmamalıdır. Bu yüzden kenenin tür tespitinin yapılması çok önemlidir.Bu da ancak canlı kenede mümkündür. Dış parazitlerle mücadele, geliştirilen ilaçların uygulama kolaylığı sayesinde yaygınlaşmıştır. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte birden yoğunlaşan parazit sayısı bu ilaçlamaların düzenli olarak yapılmasını gerektirmektedir. Dış parazit ilaçlarının birden çok uygulama yolu bulunmaktadır.En sık kullanılanlar deriye damlatma yoluyla uygulanan ilaçlardır. Diğer yöntemler tasmaya emdirilmiş ilaçlar, banyolar ve toz şeklindeki ilaçlardır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Diş Sağlığı

Bilinenin aksine kedi ve köpeklerin dişleri kendiliğinden temiz kalmaz. Onların da dişleri çürüyebilir ve bakıma ihtiyacı vardır. Biz nasıl kendi dişilerimizi her gün fırçalıyorsak onların dişlerine de aynı özeni göstermeliyiz. Diş sağlığı ve dişin sağlamlığı kalıtsal olarak aileden gelen bir özelliktir. Bazı kedi ve köpeklerin dişleri hiç bozulmazken bazıları sürekli tedavi gerektirir ve bakım ister. Dişlerin çürümesinin birinci sebebi plak dediğimiz dişin üzerini örten bakteri tabakasıdır. Bu daha sonra tartar halini alır ve daha sonra tartar dişin etinin çekilmesine sebep olarak çürümesine kadar ilerleyen problemlere yol açar.Dişleri fırçalamanın en kolay yolu parmak fırça dediğimiz parmağa geçen fırçalarla yapılabilir.Bunlarla fırçalama yaparken nazik davranılmalıdır. Özellikle dişeti çekilmesi yaşayan kedi ve köpeklerde dişetleri çok çabuk kanarlar. Bu da bakterilerin kana karışarak kedi ya da köpeğin daha ciddi hastalıklara yakalanmasına sebep olabileceği anlamına gelir. Diş sağlığı problemi yaşayan kedi ve köpeklerde kalp kası ve eklemler de tehdit altındadır. Dişini fırçalarken kedi yada köpeğinizin dişeti kanıyorsa veterinerinize başvurmalısınız. Dişlerin fırçalanması hızlı bir şekilde yapılmalı ve ısrarcı olunmamalıdır. Gerekirse birkeç kez ara verilerek te yapılabilir.Her gün aynı saatte yapılmasında fayda vardır. Dişler fırçalandıktan sonra kedinizi ya da köpeğinizi sevdiği bir şekilde ödüllendirebilirsiniz. Ödül sadece yemekle olmak zorunda değildir. Örneğin taranmaktan hoşlanıyorsa taramak ya da at getir oyunu oynamayı seviyorsa onu oynamak ta çok güzel bir ödüldür. Dişleri fırçalarken kedi köpekler için üretilmiş diş macunları kullanılmalıdır. İnsanlar için üretilen diş macunlarında flor oranı çok yüksektir ve bu kedi köpekler için sağlığını tehdit edecek seviyelere ulaşabilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Mantar Enfeksiyonu

Evcil hayvanlarda rastlanan en önemli problemlerden biri mantar enfeksiyonlarıdır. Teşhisi bazen zor olabilir. En kötü yanı birçok mantar türünün insanlara da geçiyor olmasıdır. Nadiren ölümcül olabilir. Genellikle etrafı sınırlı tüy dökülmeleri karakteristik olarak mantar enfeksiyonudur. Fakat iç organları da etkileyen mantar türleri de vardır. Derideki mantarlar daha yaygındır ve bulaşması daha kolaydır. Tedavisi bazen çok uzun sürebilir. Bunu mantarın cinsi belirler. Mantarın cinsinin belirlenmesi için labaratuarda inceleme ve özel işlemler yapılması gerekir. Cinsi tespit edildikten sonra tedavi edilmesi en doğru olandır. Mantar cinslerinde uygulanan tedavi ve kullanılan ilaçlar değişiklik gösterir. Evcil hayvanınızın hsatalandığı yada bağışıklığının düştüğü zamanlarda (örneğin mevsim geçişleri, regl dönemleri, ayrılıklar, mama değişimleri, ev değişiklikleri bağışıklığın düşmesine sebep olabilir) mantar enfeksiyonu kedi ve köpeğinize daha kolay bulaşır. Bu dönemlerde kedi köpeğinizin beslenmesi daha önem kazanır. Bazı mantar ilaçları iştahsızlık yapabilir. Bu durumlarda özel diet mamalar kullanmak gerekir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Pire

Pireler kedi ya da köpeğimizin kanıyla beslenen dış parazitlerdir. 4 Yaşam formu vardır bunlar: yumurta, larva, pupa ve erişkin formlarıdır. Yumurta ve larva formunu gözle görmek mümkün değildir, pupa formunu görmekte çok zordur, çıplak gözle ancak erişkin form görülebilir. Dişi pireler hayvanın üzerine yumurtlar ve bu yumurtalar ev ortamına yayılır. Pirelerin yumurtalarının açılmasında en önemli faktör ısıdır dolayısı ile halı kaplı ve merkezi ısıtmalı apartman daireleri yıl boyunca pirelerin üremesine müsaittir. Pireler evinizde olmalarına rağmen üç formu göremediğimiz için üremeleri devam eder. Pirelerin kedi ve köpek sağlığına verdiği en önemli zararlardan birisi Dipylidium Caninum adı verilen tenyaya ara konakçı olmasıdır. Pire larvaları bu tenyaların yumurtalarını yerler ve ergin pire parazitle bulaşmış olur. Kediler kendilerini temizlemek için yalanırken pireleri yutarlar ve tenya yumurtalarını almış olurlar. Piresi olan kedilerin çok büyük ihtimalle tenya enfeksiyonu da vardır. Diğer bir zarar pire allerjik dermatit denen pire ısırmasıyla oluşan hastalıktır. Pirenin ısırdığı yerde allerjik reaksiyon başlar ve bu kaşıntıya yol açar daha sonra bu kaşıntı vücutta yaralara sebebiyet verir tüy dökülmeleri ve kanamalar şekillenebilir. Yoğun pire enfestasyonlarında kedimizin ya da köpeğimizin kanıyla beslenen bu parazitler onların kansız kalmalarına yani anemiye yol açabilirler. Bu saydığım problemler genellikle bir arada seyreder ve bir araya geldiklerinde küçük dostlarımızın hayatını tehdit etmeye başlarlar. Pire problemini çözmek için hazırlanmış çeşitli şekillerde etkileyen ilaçlar vardır. Bunlardan bazıları kullanıldığı anda üzerinde bulunan pireleri öldürür. Aynı şekilde pire şampuanları ve tozlar mevcuttur. Burada önemli olan bu tür ürünlerin etkilerinin kalıcı olmamasıdır. Kalıcı etki olmayınca daha sonraki pire saldırılarında tekrar tekrar ilaç kullanmak gereklidir. Günümüzde pire ile mücadele etmek için uzun etkili ilaçlar bulmak mümkündür. Bizler bu uzun etkili ilaçların kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Pire problemlerinde en etkili mücadele problem başlamadan önlem alınmasıdır. Bu da bahsettiğim uzun etkili ilaçlarla mümkündür. Havaların ısındığı bu aylarda pire yumurtaları doğada da açılmaya başlamıştır ve pire saldırıları bu aylarda en yüksek seviyelerde seyreder. Pireleri görebilmemiz için dostlarımızın yoğun istila edilmiş olması gereklidir aksi taktirde birkaç pireyi görmek çok hızlı hareket ettikleri için zordur. Karın altı,boyun ve kuyruk bölgesi pirelerin daha fazla tercih ettiği yerlerdir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Uyuz

Uyuz kedi ve köpeklerin yaygın deri hastalıklarından biridir. Köpeklerde daha çok deri lezyonları olşturan uyuz cinsleri mevcuttur. Mikroskobik canlıların yaptığı bir hastalıktır. Şiddetli kaşıntıyla seyreder. Bazı durumlarda ölümle sonuçlanabilir. Sokakta yaşayan hayvanlarda yaygın olarak bulunur. Köpekler bu hastalığı fiziksel temas ile birbirlerine bulaştırırlar. İyi baslenemeyen bağışıklığı düşük zayıf kedi köpekte hastalık daha ciddi seyreder. Uyuz da birçok çeşit etkenle oluşur. Değişik uyuz etkenleri vardır. Bazı kedi ve köpeklerde birden çok uyuz etkeni de görülebilir. Uyuz etkenlerinin birbirinden ayrımı deriden alınacak kazıntı materyalinin mikroskopta incelenmesiyle olur. Etken identifikasyonunun tedavi açısından büyük yararı vardır. Hastalığın ne kadar süreceği kullanılacak ilacın hangi yolla kaç kez verileceği bu ayrımdan sonra belirlenir. Uyuz hastalığı kedi köpekten insana geçebilir. Uyuz olma ihtimali olan hastalara çıplak elle dokunulmamalıdır. İnsanlarda da aynı şekilde dayanılmaz kaşıntılarla seyreder. Hastalar kedi köpeklerde olduğu gibi kendini kanatana kadar kaşırlar.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Üst Solunum Yolu Hastalıkları

Herpes Virus-Calici Virus

Feline herpesvirus tip1 (FHV-1) akut solunum yolları hastalığı ile tanınan
feline herpesvirus infeksiyonu olarak adlandırılan hastalık etkenidir. Virus tüm dünyada evcil yada vahşi kedileri etkilemektedir. Özellikle yavru kediler için önemli olan viral üst solunum yolu hastalıklarının çoğu herpesvirus ve calicivirus tarafından oluşturulmaktadır. Rhinotracheitis solunum yolları hastalık semptomlarıyla karakterizedir; örneğin aksırma, hapşurma, burun akıntısı, burun yangısı ve konjunktuvitis. Ayrıca genital sistemi de etkiler ve gebelikte komplikasyonlara neden olur. Rhinotracheitis kedilerin üst solunum yollarında görülen enfeksiyon kompleksinin bir parçasıdır. Bu viral ve bakteriyel bir grup ajan tarafından oluşturulan bir hastalıklar bütünüdür (örn; calicivirus, chlamydiosis).

Görülme Sıklığı
  • Yavru kedilerde, özellikle de enfekte anneden doğan yavrularda
  • Çok kedili evlerde, pet shoplarda ve hayvan barınaklarında, özellikle ortamın durumu hastalık sıklığını etkiler:
    • Aşırı kalabalık,
    • Fiziksel (örn., sıcaklık) ya da psikolojik (e.g., yeni bir kedi geldiğinde) stres faktörleri,
    • Zayıf – yetersiz beslenme,
    • Yetersiz sağlık koşulları,
    • Yetersiz havalandırma,

 

  • Hamile ve laktasyondaki kedilerde,
  • Hasta kedilerde (özellikle zayıflamış immun sistem ya da diğer üst solunum yolu enfeksiyonları),
  • Aşılanmamış kedilerde,

sıklıkla gözlenir.

Bulaşma

FHV-1 ile enfekte kedinin gözler, burun ve ağız sıvılarından etrafa yayılır. Bulaşma bu sıvılarla kontaminasyon sonucu çok kolaylıkla olur. Bulaşma genellikle hasta kedinin hapşuruğunun bazı objelere teması sonucu; örneğin mama ve su kapları, kum kapları, taşıma kapları ve pet sahibinin kıyafetleri, pet sahibinin elleri ile olmaktadır. Hasta annenin yeni doğan yavruları da hastalıklı doğacaktır. Bulaşma ağız, burun, yada göz akıntısı ile direkt temas ile de gerçekleşir. Hapşurma ve öksürme ile virus 1-1.5 metre uzaklığa yayılabilir. FHV-1 ile enfekte bir çok kedi asla tamamen virusten arınamazlar. Bu kediler gizli taşıyıcı olarak bilinirler. Herhangi bir semptom göstermeseler bile, sinir hücrelerinde virüsü barındırırlar. Bu gizli taşıyıcılar virüsün yayılması için en önemli kaynaktırlar.

Belirtileri

Herpeste; ateş, gözyaşı akıntısı (önce şeffaf sonra sarı-yeşil), burun akıntısı, aksırık gözlemlenir. Gözlerdeki akıntıdan dolayı göz kapakları kapanabilir ve bunun sonucu gözün şiştiği fark edilir, içerisi akıntı ile dolduğundan gözün en üst tabakası (Cornea) çok ciddi tahrip olur (keratitis) ve gözde ülserler oluşur. Burundaki akıntıdan dolayı burun delikleri de kapanabilir, kediler koku almakta ve solumakta zorluk çekerler.Bu nedenle yemek bulmakta zorlanırlar. Calicivirüs ise; ateş, halsizlik, öksürük, burun akıntısı, göz akıntısı, ağızda yaralarla seyreder. Özellikle yavru kedilerde zatürre oluşturma riski büyüktür. Bu yüzden tedavi bittikten sonra da uzun süre antibiyotik kullanmak gerekmektedir. Ağız mukozasında ve dilde de ülserler oluşur. Bu ülserlerin geçmesi uzun zaman alır ve kedinin genel durumu iyileştiğinde bile ağzı acıyacağından dolayı yemek yiyemeyecektir. Her iki viral hastalık da yavru kediler için son derece ölümcül olabilmektedir. Kedide herhangi bir bulgu veyahut sadece halsizlik görüldüğünde bile hemen veteriner hekime başvurulup tedaviye başlanmalıdır.

Korunma

Sağlıklı kediler ise aşı olarak bu hastalıklardan korunurlar. Kedi karma aşısı olarak bilinen aşının içinde her iki hastalık da bulunmaktadır. Yavru kedi 9 haftalıkken aşılama başlanabilir ve veteriner hekimin öngördüğü programa göre devam edebilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Evcil Hayvanınızla Seyahat

Öncelikle evcil hayvanınızı alırken hayatınızın bundan sonra ona endeksli olacağını göz önüne almak zorunda olduğunuzu unutmamalısınız. Bu konu bizim en çok üstünde durduğumuz konudur. Aynı çocuğunuz olduğunda her şeyi ona göre planlamak zorunda olduğunuz gibi. Seyahat, sizin hayatınızı kolaylaştırıp size iyi gelecekken, onun hayatını kabusa çevirip uzun süre atlatamayacağı travmalara sebep olabilir. Özellikle kediler bulundukları ortamlardaki değişikliklere çok zor uyum sağlarlar. Şöyle düşünün, evdeki mobilyaların yeri değiştiğinde strese girip protesto etmek için etrafa aylarca çiş yapan bir canlıyı alıp bambaşka bir yere tatile götürüyorsunuz ve bunu anlayışla karşılamasını bekliyorsunuz. Böyle oluyorsa gerçekten çok şanslısınız demektir. Dolayısı ile tatile giderken kedinizin evde bakımını sağlayabilmeniz çok daha mantıklı olacaktır. Bunu sağlayamıyorsanız ona profesyonel bakım yapabilecek bir yer ayarlamanız ve onu yolculuk stresinden kurtarmanız daha uygun olacaktır. Seyahati hangi araçla yapacağınız çok önemlidir. Önceden hazırlık, soruşturma ve bilgi toplama gerekir. Uçakla seyahat ediyorsanız mutlaka hava yolu şirketinizle irtibata geçip hangi ölçülerde bir taşıma kutusuna ihtiyaç duyacağınızı, hangi belgeleri yanınızda götürmek zorunda olduğunuzu öğrenmelisiniz. Gemi ile seyahatte de buna yakın bir araştırma yapmalısınız. Yukarda anlattığım stres faktörü asla atlanmaması gereken en önemli faktördür bu yüzden mutlaka evcil dostunuzun nasıl ve nerede seyahat edeceğini mutlaka konuşun. Gemide motorların yanında birkaç saat geçirmek hiçbir canlının istemeyeceği ve herkesin psikolojisinin bozulacağı bir durumdur.Bu yüzden aracın neresinde seyahat ettirildikleri çok önemlidir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedi Tırmığı Hastalığı

Hastalığın etkeni Gram(-) bir bakteri türüdür. Hastalığın bulaşmasından 2 hafta sonra özellikle baş, boyun, koltukaltı daha az olarak ta vücudun diğer bölgelerindeki lenf yumrularında büyüme şekillenir. Bu bölgeler aynı zamanda ağrılı olur. Tedavi edilmezse ve başka bir hastalık işin içine girmezse 2 ay gibi bir süre sonra lenf yumruları küçülür. Hastalık gençlerde ve çocuklarda daha fazla görülür. Hastalığı aynı şekilde genç ve yavru kediler bulaştırır. Kedilere hastalık pirelerden geçer.Genç ve yavru kediler bilindiği üzere tırmalamayı ve ısırmayı çok severler dolayısıyla da hastalık bu yaştaki kedilerden daha fazla bulaşır. Hastalığın daha çok görüldüğü aylar mayıs-temmuz arasıdır bu aylarda hava sıcaklığı pire yumurtalarının açılmasına uygundur aynı zamanda da kedilerin yavrulama zamanıdır. Ortalıkta çok yavru ve çok pire olması hastalığın bu aylarda ortaya çıkmasına sebep olur. Kediler genelde hastalıkla ilgili semptom göstermez sadece taşıyıcılık görevi üstlenir. Tırmalanan ya da ısırılan yerde önce kızarıklık ardından kabuklu lezyonlar oluşur fakat bu lezyonlar her zaman oluşmayabilir. Daha sonra adı geçen lenf yumrularında büyümeler şekillenir. Hastanın ateşi bir yüksek bir düşük seyredebilir. Hastalık antibiyotik kürüyle kolayca tedavi edilebilir. Tedavideki başarı oranı yüksektir. Hastalığın önemi, karışabileceği hastalığın çok tehlikeli bir hastalık olan lenfoma yani lenf kanseri olmasındandır. Bu korkunç hastalığın şüphesi bile hasta ve yakınları için kabus gibi günler geçirmeye yetecektir. Bu tür bir durumla kaşılaşıldığında varsa evdeki kediden mutlaka doktora bahsetmek gerekir.Kedilerin antiparaziter tedavilerinin aksatılmaması çok önemli bir husustur.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kedilerde Şeker Hastalığı (Diabedes Mellitus)

Şeker hastalığı çağımızın kanseri olarak nitelendirilmektedir. Dengesiz beslenme yetersiz egzersiz ve stres bu hastalığın oluşumundaki en önemli yaşamsal faktörlerdir. Bir sebebi de doğmasal olarak şekillenir. Hastalığın sebebi İnsülin hormonunun dengesizliğiyle ilgilidir. Şeker hastalığının iki çeşidi vardır. Birincisinde kalıtsal faktörlerden ötürü insülin hiç salgılanmaz ya da eser miktarda salgılanır. Bu çeşidi tedavi edilemez ve ömür boyunca hastanın insülin hormonu almasını gerektirir. Tip 2 dediğimiz ikinci şekli ise biz hekimlerin daha çok karşılaştığımız ve kontrol atına alınabilir olanıdır. Canlılar her yemek yediğinde panreas insülini pompalar. Bu alınan gıdaların enerjiye çevrilmesi için gereklidir. Çok yemek yemek pankreasın fazla çalışması ve daha fazla insülin salgılaması demektir. Birkaç seferden bahsetmiyoruz bütün ömürden bahsediyoruz. Yanlış beslenme burada devreye giriyor. Özellikle karbonhidrat ağırlıklı beslenmede pankreas daha fazla çalışır ki bu uzun vadede fazla çalışan hücrelerin bozulmasına sebep olur. Üretien şeker insülinin faaliyetini yapamaması ya da yetersiz kalması sonucu kandan, depolanacağı karaciğer ve kaslara geçemez. Böylece kan şekeri yükselmiş olur. Bu durumun uzun ve sürekli olmasına da şeker hastalığı denir. Bu durumun engellenmesinin tek yolu da dışarıdan kullanılan isülin olmaktadır. İnsülin olmazsa kandaki şeker uzun vadede özellikle böbrekler ve diğer organlarda harabiyete sebep olur. Kliniklerimize getirilen hastalarda hasta sahiplerine sorduğumuz sorular arasında mutlaka ne kadar su içiyor? Günde kaç kez tuvalete gidiyor? olmaktadır. Bunun sebebi hasta sahiplerinin aklına gelmeyen şeker hastalığının genel semptomlarıdır.Bazı hasta sahipleri çok içmesini güzel bir şey gibi ballandıra ballandıra anlatırlar. Hekim kişi de karşısında endişeyle kendisini izler.Özellikle kilolu ve az hareketli kediler büyük risk altındadır.Hastalığın ilerleyen aşamasında ise tam tersi zayıf kediler bizi endişelendirir.Çünkü hastalık genelde kilolu kedilerde başlar fakat ileri aşamasında kedi çok yemek yemesine rağmen depolanamadığı için kilo kaybı devam eder. Kandaki şeker hastanın vücunu öyle bir yakar ki sürekli su içmek zorunda hisseder çok su içtiği için sürekli tuvalet kabının başındadır çoğunlukla da hastaların tuvalet kabına yetişememe durumları şekillenir. Böbrekler üzerindeki yük arttığından bir süre sonra iflas eder ya da yetmezlikler oluşur. Bizim için en önemli ipuçlarından biri de idrarda gördüğümüz şeker olmaktadır.Kanda yükselen şeker böbrekler vasıtasıyla idrara geçer ve biz idrarda şeker gördüğümüzde ciddi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Kedilerin sürekli ağzını şapırdatması da bize hasta sahiplerinin sanki sakız çiğniyor gibi diye anlattıkları diğer önemli bir semptomdur. Ağız kuruluğu şeker yükseldiğinde gerçekleşir. Bunun sebebi aslında vücüdün genel kuruluğudur. Çok idrara çıkıldığı için çok su kaybı olmaktadır. Bu durum böbreklerin bozulmasıyla içinden çıkılması güç bir duruma doğru ilerler. Sürekli savaş halindeki organizmaların hastalanması da daha kolay olmaktadır. Tabii iyileşme de bir o kadar güç olmaktadır.Yaraların kapanmamasının sebebi de budur. Hastalar sürekli uyku halinde ve halsiz gözükürler. Hastalarımıza yaptığımız rutin kontroolerin bir önemi de bu tür metabolik hastalıkların yakalanmasıdır. Yapılan kan testlerinde anlık şeker yüksek çıkabilir. Bir sefer yüksek çıkan kan şekeri bize şeker hastalığını anlatmaz fakat önemli bir ipucudur. Özellikle stresli kedilerde bir defa kan şekerinin yüksek çıkmasıyla hastaya şeker hastası denmez. Hastalığın teşhisi için günlük şeker eğrisi ve başka spesifik testlere ihtiyaç duyulmaktadır. Şüpheli hastaların karaciğer enzimlerine bakılır, Deytalı idrar tahlilleri ve böbrek ultrasonları da mutlaka yapılmalıdır. Teşhisi konmuş hastalar ondan sonraki hayatlarını kontrol atında geçirecekler demektir. Hastanın hayat kalitesi hasta sahibi veteriner hekiö ilişkisine bağlıdır. İlk başlarda inülin dozunun ayarlanması sırasında hastanın klinikte kalması gerekebilir.Ani iniş çıkışlar yaşanabileceği için müdahale edilmesi gerekebilir. Hastaların özel besinler ve beslenme programına ihtiyacı olacağı için veteriner hekimin önereceği beslenme programı ve hastalığa uygun mamaların dışına çıkılmaması hayati önem taşımaktadır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerin Eğitimi ve Davranışları

Tıpkı çocuğunuz gibi yavru köpeğinizden de davranışlarına dair beklentiniz olmalıdır. Bu durum onun güvenliği, sizinde ruh sağlığınız için önemlidir. Bu yüzden, yavru köpeğinizin uygun davranışları ve evinizde beklentilerine uygun uygun bir şekilde yaşamayı öğrenmesi için ona yardımcı olmak sizin sorumluluğunuzdur.

Eğitimde İzlenmesi Gereken Kurallar
Kararlı fakat nazik olun,
Tutarlı ve istikrarlı davranın,
Her komuta olan tepkisini takip edin,
Söz dinlememsi durumunda asla vurmayın yada dövmeyin,
İyi davranışı için her zaman takdir edin ve ödüllendirin.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerin İhtiyaç Duyduğu Malzemeler

Kulübe

Bahçede yaşayacak köpeğiniz için gereken en önemli şeylerden biri kendi evi olarak benimseyeceği bir kulübedir. Yavru köpeğinizi kulübede uyumaya alıştırarak kendini rahat ve güvende hissetmesini sağlayabilirsiniz. Kulübe köpeğinizin kendine ait hissedeceği bir sığınak sağlar. Kulübe; köpeğinizin ayakta durmasına ve dönebilmesine yetecek kadar büyük olmalıdır. Ayrıca bir ucunda tuvaletini yapabileceği, bir ucunda yatabileceği kadar büyük olmalıdır. Mutlaka havalandırması olmalıdır.

Yatak – Minder

Evinizin içinde köpeğinize ait bir kulube alamiyosaniz, ona uygun bir yatak almanız yeterli olacaktır. Köpeğinizin uyuması veya gerektiğinde uzaklaştırılması için mutlaka bir yeri olmalıdır. Seçeceğiniz yatağın (minderin) yıkanabilir olmasına dikkat edin.

Tasma ve Kayış

Köpeğinizi vakit kaybetmeden tasma takma fikrine alıştırmanız gerekmektedir. Küçük bir yavruyken boynuna ince ve hafif pamuklu bir tasma takarak bu fikre alıştırabilirsiniz. Yaşı büyüdükçe tokalı, güvenli deri yada pamuklu bir tasmaya ihtiyacı olacaktır. Eğitim ve gezdirme için kullanılmak üzere ideal olan kayış 2 metredir.

Mama ve Su Kabı

Hem temizlenmesi kolay, hemde devrilmeyecek kadar ağır olan mama kaplarını tercih edin. Bu size şaşırtıcı gelebilir ancak bazı köpeklerin plastiğe alerjisi vardır. Bu yüzden, ikili paslanmaz çelikten yapılmış kaplar tercih edilmelidir. Ayrıca köpeğinizin mama ve su kabını gergün yıkamayı unutmayınız.

Tarak – Fırça

İhtiyaç duyacağınız tarama aletleri köpeğinizin tüylerine göre seçilir. Özellikle uzun tüylü olan köpekler için sağlam, büyük dişli ve dolaşmış tüyleri ayırabilecek taraklar gerekir. Kısa tüylü köpekler için ele geçirerek kullanılan plastik taraklar uygun olacaktır.

Künye – Mikroçip

Köpeğinizi tasmasında sürekli bir künye bulundurarak güvenlik altına alabilirsiniz. Köpeğinizin adını, sizin adınızı, adres ve telefon bilgilerini yazacağınız bir künye, kaybolduğunda size geri gelebilmesi için gereklidir. Ayrıca, köpeğinizin tanınması için deri altına yerleştirilecek bir mikroçip daha da güvenli olacaktır.

Oyuncaklar

Köpeğinizin diğer her şeyi çiğnemesini engellemenin yolu oyuncaklardır. Oyuncak seçerken parçalanmayacak ve yutulmayacak cinsten olmamalarına dikkat edin. Naylon ve sert plastik toplar, oyuncaklar güvenlidir. İçine mama koyabileceğiniz küpler köpeğinizin doğal araştırma davranışını da teşvik edecektir. Tavsiye edilmeyen oyuncaklar:

Köpeğinizin tamamıyla ağzına giren oyuncaklar çok küçük ve tehlikelidir.
İpli oyuncaklarla çekiştirme oynamak saldırgan davranışlara sebep olabileceği için tavsiye edilmez.
Sünger oyuncaklar yada vidalı nesneler, yutulabilecek ek parçaları olan oyuncaklar kırılabilen sert ve sivri uçlu parçalı oyuncaklar.
Ayakkabılar, giysiler ve çoraplar oyuncak değildir. Köpeğiniz çiğnemesi için verdiğiniz ayakkabı ile, çiğnenmesi yasak olan ayakkabılar arasında ayrım yapamayacaktır.
Yumaklar, iplilikler, lastik toplar, aliminyum folyodan toplar, şişe mantarı yada bükülmüş teller oyuncak değildir. Bunlardan köpeğiniz zarar görebilir.
Çocuk oyuncakları yumuşak plastik ve süngerden yapılmaktadır. Köpeğiniz bunları yutarsa sindirim sisteminde sorunlar yaşayabilir.
Plastik torbalar çok tehlikelidir. Torbayı çiğneyip yutabilir. Oyun sırasında torbanın içine sıkışıp nefessiz kalabilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Kazalara Karşı Almanız Gereken Önlemler

Yavru köpekler bebeklere benzer. Tıpkı onlar gibi canlı ve meraklıdırlar ve diş çıkarırlar. O yüzden evinizde gereken hazırlık ve değişiklikleri yapmanız gerekir.

Köpeğinizin yatağına elektrikli battaniye veya yastık koymayın.
Köpeğinizin bulunduğu mekandaki camları, kapıları güvenli bir şekilde kapalı tutun. Kapatmak istemiyorsanız, sinekliğe benzer bir koruma kullanın.
Yavru köpekler yaramazlık yapacaklardır. Bu yüzden başıboş bırakmayın.
Deterjan, çamaşır suyu, boya ve boya inceltici, gübre, dezenfektanlar, naftalin, böcek ve kemirgen zehirleri, antifiriz gibi zehirli maddeleri köpeğinizin erişemeyeceği güvenli bir yerde, tercihen yüksek muhafazalı rafların bulunduğu kapalı dolaplarda saklayın.
Klozet kapağını kapalı tutun.
Köpeğinizin bulunduğu alandaki elektrik kablolarını prizden çekin, kaldırın yada kaplayın. Böylece yavru köpeğinizin kabloları çiğneyerek kendine zarar vermesini engelleyebilirsiniz. Kablolara acı sprey veya uzak tutucu ürünler uygulayabilirsiniz.
Tüm ilaçları köpeğinizin ulaşamayacağı bir yerde saklayın. Hiçbir zaman veteriner hekim onayı olmadan köpeğinize ilaç vermeyin.
Köpeğinizin tehlikeli bir yerde kilitli kalmadığından emin olmak için evden ayrılmadan önce köpeğinizi kontrol etmeyi alışkanlık haline getirin
Dikiş gereçlerini ve zımba teli, vida gibi küçük donanımları köpeğinizin erişemeyeceği yerlerde saklayın.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Beslenme

Köpeğinize tam ve dengeli bir köpek maması seçerseniz, özel durumlar haricinde ilave vitamin, mineral vb. eklemenize gerek yoktur. Doğru miktarda mama vermek için mama paketinin üzerinde belirtilen oranlara uyunuz.

Köpeğinizi ne sıklıkta beslemelisiniz?

Bir yavru köpek dört aylık olana ve yemek ihtiyaçları azalmaya başlayana dek günde 3 kere beslenmelidir. Dört aydan sonra günde iki kere beslenebilir. Yavruları sık sık beslemek önemlidir çünkü büyüyen yavru köpeğin midesi, günlük beslenme ihtiyacını karşılayacak mamayı bir öğünde yiyecek kadar büyük değildir. Yetişkin köpeğinize günde 2 kez (sabah ve akşam) mama vermeniz doğru olacaktır. Köpeğinizin su kabında daima taze ve temiz su bulunmalıdır.

Köpeğinizi nerede beslemelisiniz?

Köpeğinizin mama ve su kabını çok gezilen ve gürültülü yerlerden uzağa, kolay erişebileceği bir yere yerleştiriniz. Mama ve su kabının yerini gerçekten çok gerekli olmadıkça değiştirmeyiniz.

Köpeğinize verilmemesi gereken yiyecekler nelerdir?
Köpeğinize kemik vermeyin. Bunlar boğazına takılabilir yada mide duvarını ve bağırsak bölgesini delebilir.
Köpeğinizin bulunduğu mekandaki camları, kapıları güvenli bir şekilde kapalı tutun. Kapatmak istemiyorsanız, sinekliğe benzer bir koruma kullanın.
Köpeğinize yemek artıklarını vermeyin. Bunu yapmak, yemek seçmesine neden olabileceği gibi, yemek artıkları genelde aşırı kalorili olduğu için obeziteye zemin hazırlayabilir.
Köpeğinize kedi maması vermeyin. Bu mamalar köpeklerin ihtiyaçlarına göre hazırlanmamıştır.
Köpeğinize abur cubur vermeyin. Bazı yiyecekler örneğin çikolata az miktarda verilse bile köpeğinizi zehirleyebilir.

 

Obeziteyi engellemenin altın kuralları nelerdir?
Yavru köpeğiniz yemek yerken başında durmayın.
Köpeğinizi mutlu etmek için yemek vermeyiniz.
Köpeğinizi masadan beslemeyin.
Köpeğinizi yemesi için zorlamayın, elle beslemeyin.
Köpeğinizin dengeli kuru mamasına hiçbir şey eklemeyin.
Yavru köpeğiniz mama yerken, mama kabını önünden almayın.
Köpeğinize özel tatil yemeyi vermeyiniz.
Kendinizi suçlu hissettiğinizde veya eve geldiniğinizde yemek vermeyin.
Köpeğiniz mama kutusunda yazan miktarda yemiyorsa endişelenmeyin.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Davranış Bozukluğu

Köpeklerin evcilleştirilip insanlarla dost olmaya başlaması çok uzun yıllar öncesine dayanır. Bu süreçte insanlarla daha uyumlu yaşamayı öğrenmiş ve birçok içgüdüsel davranışlarını dışlamak, onlara ters düşmek zorunda kalmışlardır. Doğadaki yaşamları düşünüldüğünde bizimle dost kalabilmek için ne kadar zor bir hayatları olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Köpeklerin yeni şeyler öğrenmeleri ki buna eğitimleri de diyebiliriz çevresel faktörlerle birebir örtüşür. Çevresel faktörlerin elverdiği ölçüde köpek iyi ve doğru öğrenebilir.Öğrenmeyi etkileyen diğer faktörler ise genetik mirasları ve yaşadıkları hastalıklar olabilir. Köpeklerde davranış bozukluklarının sebepleri de bu üç faktörden başka birşey değildir. Burada davranış bozukluğunun tanımı çok iyi yapılmalı kime göre davranış bozukluğu kime göre doğal hareket iyi tahlil edilmelidir.Örneğin eve yeni gelmiş yavru bir köpeğin eve çiş yapması bazılarına göre davranış bozukluğu iken bizlere göre ise doğal bir harekettir. Unutulmaması gereken, yaşanan davranış bozukluklarının temelinde köpeğin çevresinde olan yanlış davranışlar yatmaktadır. Birincil sebep köpeğin etkilendiği bireylerdir yani sahibidir. Bu yüzden köpek eve gelmeden önce sahibinin etraflıca konuya hakim olması, araştırmalar yapması, evi köpeğiyle beraber yaşayabileceği bir yer haline getirmesi gerekmektedir. Eve gelenin son model bir araba değil, aynı bizim gibi ihtiyaçları olan bir canlı olduğu özümsenmelidir. Köpeğin sahibinin ruhsal durumu köpeğin de ruhsal durumu haline gelecektir. Köpeklerin davranışlarını düzenleyen onların atalarının sürü psikolojisiyle yaşıyor olmalarıdır. Köpekler son derece sosyal hayvanlardır. Bir grubun içinde olmak onları mutlu eder bu ortam sağlanamıyorsa da aksi olur. Hayvanlar aleminde en önemli mücadeleler yemek ve üreme için verilir. Şehir yaşamında yemek için fazla bir rekabete ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu yüzden evimizde yaşayan köpeğimizin uysal bir dost olması gerekir. Ancak bol bol yemeği de olsa yemeğini koruma bazı köpeklerde rastlanan bir davranış bozukluğudur. Liderlik el değiştirebilen bir mevzudur yani sizin lider oluşunuz köpeğinizin sonsuza kadar buna itaat edeceği anlamına gelmez, her zaman liderliği ele geçireceği bir an bekler ve her zaman şansını zorlar, tabii bunun da doğası gereği olduğu unutulmamalıdır. Evdeki lider (bu tüm aileyi kapsar) köpekten önce yemek yemeli, masaya yaklaşmaması sağlanmalı, masadan birşey alamıyor olmalıdır. Doğada önce lider gelir yemeğin en iyi yerini(aslan payı) yer daha sonra da sürünün geri kalanı gene hiyerarşik bir sırayla yemeklerini yerler. Bu evde takip edilmesi gereken en önemli kurallardan biridir. Hatta agresyon eğilimi varsa yani köpeğiniz evde liderliği ele almaya çalışıyorsa lider kişi yemeğini yerken köpeğin başında dikkatlice bazen sesini de çıkararak durabilir. Beslenmeden sonra agresyonu ön plana çıkaran diğer unsur çiftleşme arzusudur. Aynı şekilde sürüde sadece lider dişileri dölleyebilme yetkisine sahiptir. Bu konuda şehir yaşamında karışıklıklar çok olduğundan bizler evlerde yaşayan köpeklerin kısırlaştırılmasını öneriyoruz. Sahibinin bu konuda düzenleme yapamayacağı göz önüne alındığında en mantıklı davranış kısırlaştırmadır. Davranış bozuklukları çevresel etkiler düzeltildiğinde -düzelemiyorsa ki bu süre epeyce uzun olabilir- medikal tedaviler de önerilmektedir. Bazen hem medikal tedavi hem de çevresel düzeltmeler beraber yapılabilir. Testesteron agresyonu tetikleyen çok önemli bir unsurdur. Kısırlaştırma yüzde yüz başarılı olamıyorsa bunun sebebi köpeğin agresyonu öğrenmiş olması ve bunu kullanabiliyor olmasındandır. Davranış bozukluğunun üstesinden gelirken sevgimizi kesinlikle köpeğimizden eksik etmemeliyiz. Aksi taktirde kaş yapayım derken göz çıkartabiliriz. Ödül bir köpeğin hayatındaki en önemli unsurdur, ceza her zaman ikinci planda kalmalıdır. Şehirde yaşamanın ne kadar zor olduğu biz insanların buna uyum sağlayamamış olmamızdan da anlaşılabilir. Bu yüzden köpeğimizden çok hızlı bir performans beklemememiz gerekir. Sevgi ve zaman her şeyin üstesinden gelecektir. Köpek eğitim ürünleri ve çeşitli ödüller davranış bozukluklarının üstesinden gelmek için kullanılabilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Ağrı

Dostlarımızın ağrı duyduğunu nasıl anlarız?

Bu durumda bizlere getirilen kedi ya da köpek hastalarımız genellikle son zamanlarda agresifleşti, kendine dokunulmasını istemiyor, yerinden kalkmak istemiyor, çok fazla yalanıyor, çok üzgün, yürümek istemiyor gibi şikayetlerle gelirler. İşte ağrının dostlarımızda yol açtığı şikayetler en sık bunlardır, bunlar karşılaştığımız semptomlardır. Ağrı duyan hiç kimse hareket etmek istemez onlarda da bu aynıdır. Kendimizden düşünelim başımız bile ağrısa etrafımızda kimsenin dolaşmasını istemeyiz. Bizler bunu ifade edebiliriz ama evcil hayvanlarımız konuşamadıkları için bunu bize böyle belli etmekteler.

Ağrı duyulabilecek durumlar nelerdir?

Bizler biliyoruz ki her ameliyattan sonra insanlara ağrı kesici verilir. Bu küçük dostlarımız için de böyle olmalıdır çünkü onlar da ameliyat sonrası ağrı duyarlar. Yaşlandıklarında ağrının en büyük sebebi osteoartrit dediğimiz eklem hastalıklarıdır. Bu hastalıklar çok ağrılı seyreder ve onların hayatını zehir edebilir. Bunun önüne geçebilmek için evcil hayvanlarımızın kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır. Osteoartrit oluşumunu engellemek ya da geciktirmenin en önemli yolu düzenli egzersizdir. Yani sabah akşam 10 dakika gezdirmek hiçbir köpek için yeterli bir süre değildir. ‘Hareket etmeyen eklem hastalanır’. Bu deneylerle ispatlanmış bir gerçektir. Bu durumlarda eklem sağlığını destekleyici ürünler kullanmak gerekebilir. Erkek kedilerde sıkça gördüğümüz üriner sistem problemleri de çok ağrılı seyreder. Kedinizin sık ve az idrar yapması bunun en belirgin semptomudur. Bunun yanında kabının dışında bir yerlere idrar yapması da bize bunu anlatmaya çalışıyor olduğunu gösterir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde kedimiz kabına gider ve tuvaletini yapamadığı için acı acı miyavlar. Biz bu hastalığın akut tedavisinde de ağrı kesici kullanmayı uygun görüyoruz. Bunlarla birlikte vurmalar, çarpmalar, incinmeler de ağrının şiddetli olabileceği durumlardır. Kanserli hastaların da çok şiddetli ağrı çektikleri bilinmektedir.

Ağrı çektiğini anlarsam ne yapmalıyım?

Zaman geçirmeden veteriner hekiminize başvurmanız gerekir, çünkü ağrı eşikleri yüksektir ve eğer ağrı size göstereceği kadar yüksekse ciddi bir problemle karşı karşıya kalabilirsiniz. İNSANLARDA KULLANILAN AĞRI KESİCİLER DOSTLARIMIZI ÖLDÜREBİLİR. Evet yalnış okumadınız bu çok ciddi bir durumdur bu yüzden kaybettiğimiz hastalarımız ve çok üzüldüğümüz vahim durumlar olmuştur. Asla veteriner hekiminize danışmadan dostumuza ilaç kullanmayınız. Bu, evde ya da sokakta yaşayan tüm dostlarımız için geçerlidir, altını çizmek isterim. Özellikle parasetamol içeren ağrı kesiciler kediler için ölümle sonuçlanabilecek durumlar doğurabilir. Köpeklerde mide kanaması ağrı kesicilerden sonra sıkça karşılaştığımız bir durumdur bizde olduğu gibi onlarda da ağrı kesici kullanılırken mide mukozası korunmak zorundadır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Allerji

Allerji bir hastalık değildir, vücudun farklı etkenlere maruz kalması sonucu bireysel olarak oluşturduğu reaksiyondur. Bu reaksiyonların oluşmasına sebep olan etkenlerede allerjen denir. Bu allerjenlerin çoğunluğu gıdai olmakla beraber pireler, polenler, tozlar vb gibi nedenlerde olabilir. Allerjenler sindirim yolu, solunum yolu ve deri temasıyla reaksiyonlar oluşturur.

Belirtiler

Daha çok kaşıntı olarak görülür. Fakat bu kaşıntı sonrasında deride oluşan irritasyon sonucu deride tahriş oluşur. Tahriş olan bölgeler stafilokok ve streptokok bakterileriyle enfekte olarak yara şeklinde görülür. Bu nedenlerle deri hastalıklı duruma dönüşür. Deri ve tüy kalitesi bozulur. Kedinizin kürkünden ağır kokular gelir. Diğer belirtiler ise; parmakların yalanması ve ısırılması, yüzün sağa sola sürtünerek kaşınması çok nadir olarak kusma ve ishal de görülebilir. Allerjik problemler nedenlerine göre bazı zamanlarda artabilir. Polenlere karşı allerjik reaksiyonlar bahar ve yaz aylarında artabilir. Ya da herhangi bir zamanda bir anda da ortaya çıkabilir. Genel olarak yaz aylarında ve diyet değişikliklerinden sonra bu artışlar gözlemlenmektedir.

Teşhis

Danışacağınız veteriner hekim tam bir muayene ve alınan anamnezde sonuca ulaşabilir. Eğer gerekiyorsa veteriner hekiminiz allerji testi isteyebilir. Bir miktar kan örneği alınarak specturum laboratuvarına gönderilir. Böylece bir çok allerjen kandan bakılarak duyarlılığı test edilmiş olunur.

Tedavi

En iyi tedavi allerjiye sebep olan allerjenden uzak durmaktır. Eğer gıdai allerjisi varsa ki bu genelde tavuk ve tavuk içerikli mamadan kaynaklanmakta, bu gıdaların bırakılarak anti-allerjik mamaların kullanılması gerekmektedir. Yada içeriği tavuk olmayan mamalar kullanılmalıdır. Eğer deride çok ciddi allerji yaraları mevcut ise kortizol ve antibiyotik tedavisi gerekmektedir. Kortizolun sürekli kullanılması ciddi yan etkileri olacağından dikkatli ve kontrollü kullanılmalıdır. Bu tedavi veteriner hekim kontrolünde ve bilgisinde yapılmalıdır. Ayrıca histamin salgılanmasını engelleyen ilaçlarda kullanılabilir. Pire enfestasyonları sonrasında da allerjik reaksiyonlar oluşabilir. Pirelerin ortadan kaldırılmasıyla allerji problemine çözüm bulunur.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Dermatolojik Problemler

Kedi ve köpeklerin dermatolojik problemleri birbirine benzer. En çok karşılaşılan problemler mantar, uyuz, allerjik problemler, dış parazit (pire ve kene) enfestasyonları, hormon bozuklukları, beslenmeye bağlı bozukuluklar, ilaçlara bağlı hastalıklar, kanser, psikolojik problemler, kontakt (temasla oluşan) hastalıklar, zehirlenmelere bağlı dermatolojik problemlerdir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi dermatolojik problemlerde de en önemli şey hastalığın teşhisinin doğru konulmasıdır. Deri hastalıklarının teşhis edilmesinde genellikle labaratuar desteği gerekmektedir. Dışarıdan gözle bakılarak hastalığın tam olarak ne olduğunun tespit edilmesi zor olduğu kadar yanlış ta olabilir. Hastalık yapan etkenler mikroskobik canlılar olduğu için tüy, deri yada başka numunelerin mikroskopta incelendikten sonra hastalığın tam adı konulduktan sonra tedaviye başlanması gerekmektedir. Hastalıkların tedavisi bazen birbirine tam zıt olabilmektedir. Yani bir hastalık için kullanılan ilaç diğer bir hastalığın önüne geçilemez şekilde artmasına sebep olabilir. Örneğin allerji için kullanılacak bir kortizon hastada uyuz ya da mantar varsa onun birdenbire on misli güçlenmesine sebep olarak aslında çok kolay tedavi edilecek olan hastalığı belkide ölüme sebebiyet verecek boyutlara getirir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Dış Parazit

Dış parazit kontrolü çok basit bir konu gibi gözükse de hem insan sağlığını hem de hayvan sağlığını tehdit eden çok önemli bir konudur. Keneler ve pireler kendi mevcudiyetlerinin dışında birçok hastalığı da beraberinde taşıdıkları için hastalık yapma potansiyeli çok yüksek canlılardır.İkisi de üreme kabiliyeti çok yüksek olduğundan mücadelesi ciddi bir organizasyon gerektirir. Evcil hayvan sahiplerinin üzerine düşen, öncelikle kendi hayvanının ilaçlanmasını sağlamak olmalıdır. Neredeyse her konuda karşımıza çıkan sokak hayvanları konusu, kene pire mücadelesinde de en büyük handikapı oluşturmaktadır. Sokaktaki kedi ve köpeklerin dış parazitlere karşı ilaçlanmaları neredeyse imkansız olduğundan çevrede pire ve kenelerin yaşamlarını ve üremelerini sağlayacak ortam her zaman mevcuttur. Pire ve keneler daha çok yeşillik alanlarda, evlerde parke aralarında, halılarda, yastık içlerinde,kumluk alanlarda uzun süre ölmeden bekleyebilir ve uygun konak bulduğunda derhal üzerine atlayarak yapışıp kan emmeye başlarlar. Kenelerin birçok türü vardır ama köpeklerde genellikle görülen IXODİDEA’dır. Keneler insan, köpek, koyun, sığır vb. Bir çok canlıyı konak olarak seçebilir. Buldukları konaklarda kanca benzeri organelleri ile deriyi delerek içine gömülürler. Dişi kene salgılarındaki özel bir madde sayesinde daha rahat kan emer ve kan emdiği bölgede kendini kilitler. Eşeylidir ve yumurta ile çoğalır. Yumurtalardan üç çift bacaklı larvalar çıkar. Bunlar bir pupa devresi geçirerek 8 bacaklı nimflere dönüşürler. Nimfler daha sonra ergin hale gelir. Pireler ise konakçı hayvan üzerinde yumurtladıktan bir süre sonra yumurtalar yere düşer ve bunlar 2- 5 gün içerisinde larva formuna dönüşür. Larvaların temel besin kaynağı olan pire dışkıları ve deri döküntüleri ile beslenirler. Bundan sonraki dönem dış etkenlere karşı çok dayanıklı olan, hiçbir kimyasal maddenin etki etmediği pupa dönemidir. Pireler bu dönemde uygun uyarımı (sıcaklık, ışık, nem gibi etkenler) bulduklarında ergin forma dönüşürler ve kendilerine uygun bir konakçı ararlar. Yani pireler sadece ergin dönemlerini evcil hayvanların üzerinde, yumurta, larva ve pupa dönemlerini ise saydığımız diğer alanlarda geçirirler. Kenelerin evcil hayvanda görülmesi pireye göre daha kolaydır. Kene hayvanların derisinin ince olduğu yerlere yapışır.Bacak araları, kulakları,anal bölgeleri, parmak araları, dudak araları kenelerin ilk aranacağı yerler olmalıdır. Pirelerin ise hareket halinde olduklarından sayısı artmadığı sürece özellikle koyu renkli hayvanlarda görülmesi çok zordur. Pire tespiti için koyu renkli bir zemine havlu kağıdı ıslatarak kedi ya da köpeğinizin tüylerini bu havlu kağıdın üzerinde tersine elinizle ya da fırçayla silkelediğiniz taktirde pire varsa dışkıları dökülecektir.Düşen koyu kahverengi noktalara elinizle bastırdığınızda nokta ıslak havluda yayılıyorsa bu pire dışkısı yani kandır. Bu durumda derhal dış parazit ilacı uygulaması yapılmalıdır. Özellikle pire yumurtlama kabiliyeti çok yüksek olduğundan (bu sayı 2000 olarak ifade edilebilir) kedi ya da köpekte pire görüldüğünde evde de önlem alınması gereklidir. Evde yapılacak en doğru hareket çok güçlü bir elektrik süpürgesiyle mümkün olan her yerin uzun süre çekilmesidir. İlaçlama firmasını eve çağırdığınızda da yaptığı budur.Kullanılan ilaçlar yumurtalara etki etmeyeceği için en önemli mücadele elektrik süpürgesiyle yapılan temizliktir. Pirelerin özellikle köpeklerde oluşturduğu deri hastalıkları hayatınızı kabusa çevirebilir. Allerjik yapıya sahip bir köpeği sadece bir pire dahi ısırsa bu hastalığa sebep olabilir. Sayının artması hastalığın seyrinin ağırlaşması demektir.Küçük ve masum gibi gözüken kaşıntı, yıllarca tedavi görmesi gereken durumlara kadar gidebilir. Kuyruk üstü, bacak araları, kulak arkalarındaki kaşıntılar ve ıslaklıklar derhal müdahale gerektirir. Pire sayısının artması uzun vadede kan kayıplarına yol açarak anemi dediğimiz durumu oluşturur. Sokak hayvanlarında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Pireler bağırsaklarda yaşayan parazitlerin bulaşması için de aracılık ederler. Bunlar hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığını tehdit ederler.Pirelerle bulaşan Dipylidium caninum, haemabartonellozis, yersinia pestis , riketsia typhi (tifo), francisella tularensis ile tularemi, bartonella henselae ile insanlara geçebilen kedi tırmığı hastalığı pirelerin ne kadar büyük sıkıntılar yaratabileceğine örnektir. Lyme hastalığı, babesiosis, ehrlichia, hepatozoonosis ve günümüzde en çok konuştuğumuz kırım kongo kanamalı hastalığı, kene kaynaklı ensefalit, akdeniz benekli ateşi de kenelerin bulaştırdığı önemli hastalıklardır. Keneyi gördüğünüzde mutlaka bir uzmandan yardım isteyiniz.Kesinlikle olduğu yerden çıkarmaya çalışmayın. Birçok hastalığın bulaşması bu yolla olmaktadır. Hastalıkları oluşturan kene ailelerinin de farklı olduğu, her kene cinsinin saydığım hastalıkları bulaştırmadığı da unutulmamalıdır. Bu yüzden kenenin tür tespitinin yapılması çok önemlidir.Bu da ancak canlı kenede mümkündür. Dış parazitlerle mücadele, geliştirilen ilaçların uygulama kolaylığı sayesinde yaygınlaşmıştır. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte birden yoğunlaşan parazit sayısı bu ilaçlamaların düzenli olarak yapılmasını gerektirmektedir. Dış parazit ilaçlarının birden çok uygulama yolu bulunmaktadır.En sık kullanılanlar deriye damlatma yoluyla uygulanan ilaçlardır. Diğer yöntemler tasmaya emdirilmiş ilaçlar, banyolar ve toz şeklindeki ilaçlardır.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Diş Sağlığı

Bilinenin aksine kedi ve köpeklerin dişleri kendiliğinden temiz kalmaz. Onların da dişleri çürüyebilir ve bakıma ihtiyacı vardır. Biz nasıl kendi dişilerimizi her gün fırçalıyorsak onların dişlerine de aynı özeni göstermeliyiz. Diş sağlığı ve dişin sağlamlığı kalıtsal olarak aileden gelen bir özelliktir. Bazı kedi ve köpeklerin dişleri hiç bozulmazken bazıları sürekli tedavi gerektirir ve bakım ister. Dişlerin çürümesinin birinci sebebi plak dediğimiz dişin üzerini örten bakteri tabakasıdır. Bu daha sonra tartar halini alır ve daha sonra tartar dişin etinin çekilmesine sebep olarak çürümesine kadar ilerleyen problemlere yol açar.Dişleri fırçalamanın en kolay yolu parmak fırça dediğimiz parmağa geçen fırçalarla yapılabilir.Bunlarla fırçalama yaparken nazik davranılmalıdır. Özellikle dişeti çekilmesi yaşayan kedi ve köpeklerde dişetleri çok çabuk kanarlar. Bu da bakterilerin kana karışarak kedi ya da köpeğin daha ciddi hastalıklara yakalanmasına sebep olabileceği anlamına gelir. Diş sağlığı problemi yaşayan kedi ve köpeklerde kalp kası ve eklemler de tehdit altındadır. Dişini fırçalarken kedi yada köpeğinizin dişeti kanıyorsa veterinerinize başvurmalısınız. Dişlerin fırçalanması hızlı bir şekilde yapılmalı ve ısrarcı olunmamalıdır. Gerekirse birkeç kez ara verilerek te yapılabilir.Her gün aynı saatte yapılmasında fayda vardır. Dişler fırçalandıktan sonra kedinizi ya da köpeğinizi sevdiği bir şekilde ödüllendirebilirsiniz. Ödül sadece yemekle olmak zorunda değildir. Örneğin taranmaktan hoşlanıyorsa taramak ya da at getir oyunu oynamayı seviyorsa onu oynamak ta çok güzel bir ödüldür. Dişleri fırçalarken kedi köpekler için üretilmiş diş macunları kullanılmalıdır. İnsanlar için üretilen diş macunlarında flor oranı çok yüksektir ve bu kedi köpekler için sağlığını tehdit edecek seviyelere ulaşabilir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Mantar Enfeksiyonu

Evcil hayvanlarda rastlanan en önemli problemlerden biri mantar enfeksiyonlarıdır. Teşhisi bazen zor olabilir. En kötü yanı birçok mantar türünün insanlara da geçiyor olmasıdır. Nadiren ölümcül olabilir. Genellikle etrafı sınırlı tüy dökülmeleri karakteristik olarak mantar enfeksiyonudur. Fakat iç organları da etkileyen mantar türleri de vardır. Derideki mantarlar daha yaygındır ve bulaşması daha kolaydır. Tedavisi bazen çok uzun sürebilir. Bunu mantarın cinsi belirler. Mantarın cinsinin belirlenmesi için labaratuarda inceleme ve özel işlemler yapılması gerekir. Cinsi tespit edildikten sonra tedavi edilmesi en doğru olandır. Mantar cinslerinde uygulanan tedavi ve kullanılan ilaçlar değişiklik gösterir. Evcil hayvanınızın hsatalandığı yada bağışıklığının düştüğü zamanlarda (örneğin mevsim geçişleri, regl dönemleri, ayrılıklar, mama değişimleri, ev değişiklikleri bağışıklığın düşmesine sebep olabilir) mantar enfeksiyonu kedi ve köpeğinize daha kolay bulaşır. Bu dönemlerde kedi köpeğinizin beslenmesi daha önem kazanır. Bazı mantar ilaçları iştahsızlık yapabilir. Bu durumlarda özel diet mamalar kullanmak gerekir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Pire

Pireler kedi ya da köpeğimizin kanıyla beslenen dış parazitlerdir. 4 Yaşam formu vardır bunlar: yumurta, larva, pupa ve erişkin formlarıdır. Yumurta ve larva formunu gözle görmek mümkün değildir, pupa formunu görmekte çok zordur, çıplak gözle ancak erişkin form görülebilir. Dişi pireler hayvanın üzerine yumurtlar ve bu yumurtalar ev ortamına yayılır. Pirelerin yumurtalarının açılmasında en önemli faktör ısıdır dolayısı ile halı kaplı ve merkezi ısıtmalı apartman daireleri yıl boyunca pirelerin üremesine müsaittir. Pireler evinizde olmalarına rağmen üç formu göremediğimiz için üremeleri devam eder. Pirelerin kedi ve köpek sağlığına verdiği en önemli zararlardan birisi Dipylidium Caninum adı verilen tenyaya ara konakçı olmasıdır. Pire larvaları bu tenyaların yumurtalarını yerler ve ergin pire parazitle bulaşmış olur. Kediler kendilerini temizlemek için yalanırken pireleri yutarlar ve tenya yumurtalarını almış olurlar. Piresi olan kedilerin çok büyük ihtimalle tenya enfeksiyonu da vardır. Diğer bir zarar pire allerjik dermatit denen pire ısırmasıyla oluşan hastalıktır. Pirenin ısırdığı yerde allerjik reaksiyon başlar ve bu kaşıntıya yol açar daha sonra bu kaşıntı vücutta yaralara sebebiyet verir tüy dökülmeleri ve kanamalar şekillenebilir. Yoğun pire enfestasyonlarında kedimizin ya da köpeğimizin kanıyla beslenen bu parazitler onların kansız kalmalarına yani anemiye yol açabilirler. Bu saydığım problemler genellikle bir arada seyreder ve bir araya geldiklerinde küçük dostlarımızın hayatını tehdit etmeye başlarlar. Pire problemini çözmek için hazırlanmış çeşitli şekillerde etkileyen ilaçlar vardır. Bunlardan bazıları kullanıldığı anda üzerinde bulunan pireleri öldürür. Aynı şekilde pire şampuanları ve tozlar mevcuttur. Burada önemli olan bu tür ürünlerin etkilerinin kalıcı olmamasıdır. Kalıcı etki olmayınca daha sonraki pire saldırılarında tekrar tekrar ilaç kullanmak gereklidir. Günümüzde pire ile mücadele etmek için uzun etkili ilaçlar bulmak mümkündür. Bizler bu uzun etkili ilaçların kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Pire problemlerinde en etkili mücadele problem başlamadan önlem alınmasıdır. Bu da bahsettiğim uzun etkili ilaçlarla mümkündür. Havaların ısındığı bu aylarda pire yumurtaları doğada da açılmaya başlamıştır ve pire saldırıları bu aylarda en yüksek seviyelerde seyreder. Pireleri görebilmemiz için dostlarımızın yoğun istila edilmiş olması gereklidir aksi taktirde birkaç pireyi görmek çok hızlı hareket ettikleri için zordur. Karın altı,boyun ve kuyruk bölgesi pirelerin daha fazla tercih ettiği yerlerdir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Uyuz

Uyuz kedi ve köpeklerin yaygın deri hastalıklarından biridir. Köpeklerde daha çok deri lezyonları olşturan uyuz cinsleri mevcuttur. Mikroskobik canlıların yaptığı bir hastalıktır. Şiddetli kaşıntıyla seyreder. Bazı durumlarda ölümle sonuçlanabilir. Sokakta yaşayan hayvanlarda yaygın olarak bulunur. Köpekler bu hastalığı fiziksel temas ile birbirlerine bulaştırırlar. İyi baslenemeyen bağışıklığı düşük zayıf kedi köpekte hastalık daha ciddi seyreder. Uyuz da birçok çeşit etkenle oluşur. Değişik uyuz etkenleri vardır. Bazı kedi ve köpeklerde birden çok uyuz etkeni de görülebilir. Uyuz etkenlerinin birbirinden ayrımı deriden alınacak kazıntı materyalinin mikroskopta incelenmesiyle olur. Etken identifikasyonunun tedavi açısından büyük yararı vardır. Hastalığın ne kadar süreceği kullanılacak ilacın hangi yolla kaç kez verileceği bu ayrımdan sonra belirlenir. Uyuz hastalığı kedi köpekten insana geçebilir. Uyuz olma ihtimali olan hastalara çıplak elle dokunulmamalıdır. İnsanlarda da aynı şekilde dayanılmaz kaşıntılarla seyreder. Hastalar kedi köpeklerde olduğu gibi kendini kanatana kadar kaşırlar.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Kusma

Köpek Mamasının Kusmaya Etkisi

Kusma birçok hastalıkta karşılaşılan en genel semptomlardan biridir. Bazı durumlarda ölümcül bir hastalığı gösterirken bazen de sadece köpeğiniz hızlı yemek yediği için kusabilir. Köpeğiniz hızlı mama yiyorsa bu onun çok hava yuttuğu anlamına gelir. Çok hava yuttuğunda da midesi hava dolduğu için rahatsızlık hisseder ve kusar. Bunun hemen arkasından kustuklarını tekrar yer. Bu durumda yapılması gereken bazı hareketler vardır. Bunlardan ilki köpek mamasını biraz ıslayarak birbirine yapışmalarını böylelikle aralarında hava kalmamasını sağlayabilirsiniz. Diğer bir önlem köpek mama kabını köpeğinizin boyuna göre yerden yükselterek boynuyla mamayı yutmak için yaptığı hareketi azaltarak daha az hava yutmasını sağlayabilirsiniz. Bir başka önlem köpeğinizin mama öğün sayısını arttırarak çok acıkmasını önleyebilirsiniz. Günde bir kez mama vermek köpeğinizin sindirim sistemi için zararlı olabilir ve kilo alma eğilimini arttıracaktır. Köpeğiniz mama yedikten sonra özellikle büyük ırk bir köpekse kesinlikle yüksek aktiviteli egzersiz ve oyun oynamamalısınız. Bu köpeğinizin midesinin dönmesine ve ölümcül bir duruma düşmesine sebep olabilir. Bu duruma mide torsiyonu denir. Çok tehlikeli bir durumdur. Ameliyat olmasını gerektirir ve ölümle sonuçlanabilir. Küçük ve sık öğünler bizlerde olduğu gibi onlarda da önemlidir. Çiğnemeden yutma da köpeğinizin kusmasına sebep olabilir. Çiğnemeden yutmaya köpeğin ağzında ya da dişlerindeki problemler sebep olabilir. Bütün yutulan köpek maması sindirimi zor olduğundan köpeğin kusmasına sebep olacaktır. Bozuk köpek maması da kusma için önemli bir sebeptir. Özellikle içerisinde rutubet olan kötü saklama koşullarında bekletilmeiş mamalarda aflatoksin denen mikroplar ürer ve bu kpeğin kusmayla başlayan çok önemli hastalıklara yakalanmasına sebep olabilir. Köpek maması güvenilir yerlerden temin edilmelidir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Gençlik Hastalığı

Hastalığı oluşturan etken Canine Distemper Virus’ tür. Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi hastalığın mücadelesinde başarı, hastanın bağışıklık durumuyla direkt ilişkilidir. Hastalık daha çok 6 aylıktan küçük köpek yavrularında görülse de, 2 yaşına kadar aşılanmamış köpekler risk altındadır. Hastalığın en kötü özelliği çok bulaşıcı olmasıdır. Hastalığın ilk aşamasında kanda daha sonra vücut sıvılarında hastalık etkeni bulunmakta ve etrafa bulaşmaktadır. Bulaşma daha çok bir arada bulunan aşılanmamış yavruların göz akıntısı, burun akıntısı, dışkılarıyla olmaktadır. Mama kabı, su kabı, yatak, fırça tasma gibi ortak malzemeler de bulaşmaya sebep olur. Hastalık etkeni dezenfektanlara karşı dirençsizdir. Etken vücuda girdikten sonra 6-9 gün içinde semptomlar görülmeye başlar. Göz ve deri formu genelde hasta sahipleri tarafından önemsenmez sindirim formuna geçip şiddetli ve köpüklü bir ishalle kusma başladığında durum ciddileştikten sonra hasta kliniğe gelir. Bu noktada artık durum bıçak sırtı bir hal almıştır. Bu noktada hekim hastanın kusmalarını önlemek ve kaybettiği sıvıyı geri kazandırmaya çalışmalıdır. Kolloidler bu hastalığın olmazsa olmazlarıdır. Konsantre gamma globulin, antiviral serumlar, immun mediatörler, kolloidlerle birlikte sıvı takviyesi, antiemetik ilaçlar, fırsatçı bakteriyel enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, vitamin takviyeleri, uygun diyetle besleme yapılması gereken başlıca tedavilerdir.

Hastalık beş formda seyreder:

    • Göz Formu: Hastanın göz akıntısı mukoprulenttir. Gözkapakları yapışır, gözlerinin içi koyu kırmızıdır. ilk semptom olduğundan burada konulacak teşhis hastanın hayatını kurtarmada çok önemlidir. Antibakteriyel göz damlası, loş ortamda tutulması hastayı rahatlatacaktır.

 

    • Solunum Sistemi Formu: Bu formda en büyük problem hastanın burun delikleri mukoprulent sıvıyla tıkandığından kaliteli solunum yapamaz ve iştahında ani kayıp oluşur. İyi beslenemediğinden halsizleşir ve enfeksiyonun hızla ilerlemesine sebep olur. Daha sonra trachea ve bronşlar da iltihaplanır. Hastada ciddi öksürük ve akıntı şekillenir. Sistemik antibiyotikler, solunum için yoğun bakım ve oksijen desteği gerekebilir.

 

    • Deri Formu: Karın altı, ayak tabanı gibi tüysüz deride kırmızı noktalar ve ülserler şeklillenir.Kabuk kaldırıldığında altı ıslak yara şeklindedir. Hastanın bulunduğu yerin hijyeni, ortamın sıcaklığı, beslenme çok önemlidir.

 

    • Sindirim Formu: Hastanın düşkünleşmeye başladığı formdur. Genelde kanlı köpüklü ishal, kusma ve iştahsızlık hastanın kötüye gitmesine sebep olur. Bu noktada mutlaka sıvı takviyesi, kolloidler, kusma önleyici ilaçlar radikal olarak verilmelidir.

 

  • Sinirsel Form: Hastalığın son aşamasıdır. Geri dönüşümsüz arızalar bırakır. Bu noktadan hastayı döndürmek çok zordur.

Nadiren bir formda kalabildiği gibi genellikle birden çok form aynı anda köpeğin tüm sistemlerini çökertmeye yönelik çalışır. Hastalığın ölümcül olmasının en büyük sebebi budur. Hastanın ateşi sabit değildir. Bazen çok yüksek bazen düşük seyreder. Bu durum viral enfeksiyonların genel bir seyridir. Sık sık ateş ölçmek gerekir. Hastalığın seyri birçok sistemde bir anda ilerlediğinden başka hastalıkla karışabilir. Geliştirilen hızlı testler hastalığın teşhisinde kolaylık sağlar.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Köpeklerde Lyme Hastalığı

Lyme hastalığı veya borreliosis, insan ve hayvanların ikisini birden etkileyen kenelerle bulaşan bakteriyel bir hastalıktır. Hastalık ilk defa Amerika’da köpeklerle 1984 yılında görülmüştür. Lyme hastalığına, burgu şeklindeki Borrelia burgdorferi bakterisi neden olmaktadır. Bu hastalığın taşıyıcısı kenelerdir. Keneler, kan emen parazitlerdir, hayatlarını diğer canlıların üstünde geçirirler. Enfekte kene ısırdığında, bakteri konakçı hayvanın kanına bulaşır. Hastalık çok hızlı yayılabilir. Çalışmalar, su kuşları ve diğer göç eden kuşların, enfekte kenelerin yayılmasına yardımcı olduğunu göstermiştir. Köpekler ve vahşi yaşam enfekte alanda dolaşarak enfekte keneleri açık alanlara ve evinizin arka bahçesine getirirler. Sahipleri ile birlikte seyahat eden köpek enfekte keneleri uzak alanlara yaymaktadır. Tenha ağaçlık alanlara, insanların yaşadığı veya serbest zamanlarının harcadığı, keneler ve lyme hastalığı bakterisi için doğal alanlardır. Yine, son yıllardaki çalışmalar köpeklerin B.burgdorefi için konakçı olabileceklerini göstermiştir. Hastalık belirtileri göstermeden, köpekler lyme hastalığı bakterisini bulundurmaktadırlar ve bakteriyi öncelikle enfekte olmayan kenelere yaymaktadırlar. Bu sizin köpeğinizin de lyme hastalığına yakalanacağı anlamına gelmemekte, sadece hastalığın yeni keneleri enfekte ederek yayılmasına yardımcı olmaktadır. Köpeklerdeki Lyme hastalığının klinik belirtileri arthritis, aniden giren şiddetli ağrı ve topallık, ateş, bitkinlik, iştah kaybı ve depresyondur. Lyme hastalığı kalp, boyun ve böbrekleri de etkilemektedir.

Köpeğinizi Lyme Hastalığına Karşı Korumak İçin Yapmanız Gerekenler
Köpeğinizi her dışarı çıkışından sonra fırçalayınız. Eğer köpeğinizin derisine kene yapışmışsa dikkatlice cımbızla arkasından sağlamca tutarak ve yavaşça kenenin ağız kısmını dışarı çıkartarak uzaklaştırın.
Veterinerinizin önerdiği kene ilaçlamalarını yaptırın.
Köpeğinizin oynadığı alandaki otları kısa kesin.
Bahçenizi önerilen bir kene öldürücü ile temizleyin.
Veterinerinize Lyme Vax aşısı ile ilgili bilgi sorun.

Lyme Vax köpeklerin lyme hastalığı için geliştirilmiş tek aşıdır. Uzun yıllar süren güvenlik ve etkinlik testleri yapılarak geliştirilmiştir. Laboratuar ve saha testleri aşının B.burgdorferi ile enfekte olmadan önce aşılanmış köpeklerde oldukça etkili olduğunu göstermiştir. 2-3 hafta arayla yapılan (iki uygulamalı) ilk aşılamayı takiben köpekler senede bir kez aşılanırlar.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.

Evcil Hayvanınızla Seyahat

Öncelikle evcil hayvanınızı alırken hayatınızın bundan sonra ona endeksli olacağını göz önüne almak zorunda olduğunuzu unutmamalısınız. Bu konu bizim en çok üstünde durduğumuz konudur. Aynı çocuğunuz olduğunda her şeyi ona göre planlamak zorunda olduğunuz gibi. Seyahat, sizin hayatınızı kolaylaştırıp size iyi gelecekken, onun hayatını kabusa çevirip uzun süre atlatamayacağı travmalara sebep olabilir. Özellikle kediler bulundukları ortamlardaki değişikliklere çok zor uyum sağlarlar. Şöyle düşünün, evdeki mobilyaların yeri değiştiğinde strese girip protesto etmek için etrafa aylarca çiş yapan bir canlıyı alıp bambaşka bir yere tatile götürüyorsunuz ve bunu anlayışla karşılamasını bekliyorsunuz. Böyle oluyorsa gerçekten çok şanslısınız demektir. Dolayısı ile tatile giderken kedinizin evde bakımını sağlayabilmeniz çok daha mantıklı olacaktır. Bunu sağlayamıyorsanız ona profesyonel bakım yapabilecek bir yer ayarlamanız ve onu yolculuk stresinden kurtarmanız daha uygun olacaktır. Seyahati hangi araçla yapacağınız çok önemlidir. Önceden hazırlık, soruşturma ve bilgi toplama gerekir. Uçakla seyahat ediyorsanız mutlaka hava yolu şirketinizle irtibata geçip hangi ölçülerde bir taşıma kutusuna ihtiyaç duyacağınızı, hangi belgeleri yanınızda götürmek zorunda olduğunuzu öğrenmelisiniz. Gemi ile seyahatte de buna yakın bir araştırma yapmalısınız. Yukarda anlattığım stres faktörü asla atlanmaması gereken en önemli faktördür bu yüzden mutlaka evcil dostunuzun nasıl ve nerede seyahat edeceğini mutlaka konuşun. Gemide motorların yanında birkaç saat geçirmek hiçbir canlının istemeyeceği ve herkesin psikolojisinin bozulacağı bir durumdur.Bu yüzden aracın neresinde seyahat ettirildikleri çok önemlidir.

Bu bilgiler Vet. Hekim. Tarık AKAN tarafından kaleme alınmıştır.